Transmetropolitan: Gazeteci ABD Başkanına Karşı


Bugün sevdiğim yazar Warren Ellis‘in 1997’de başlayıp, 2002’de biten cyberpunk çizgiromanı Transmetropolitan‘ı inceliyoruz. Transmetropolitan Spider Jerusalem isminde bir bloggerın iki ABD başkanı ile giriştiği mücadeleyi anlatıyor.

transmet

Spider Jerusalem inzivaya çekildiği dağ evinden, şehre The City’ye dönmek zorunda kaldığında kendini (tahminen) 23.yy’ın karmaşası içinde bulur. Eski arkadaşlarından birinin gazetesinde (web sitesinde) yazmaya başlar. İlk işi uzaylı DNA‘sı ile kendilerini dönüştürenlere karşı yapılan ayrımcılık ve oynanan oyunları ortaya çıkartmaktır. Maceralarının ilk yılında Spider ABD başkanını tuvalette yakalar, kendini foglet (sisçik) denen nanorobotlara aktaran ve bedensizleşen insanlarla, bilinçaltı reklamları yayınlayan televizyon kanallarıyla, The City’de her gün yenisi çıkan dinlerin fuarıyla, eski kültürleri korumak için oluşturulmuş “kültürel sit alanları” ile ilgili haberler yapar. Ellis Spider Jerusalem’in gözünden bize batakhane ve şahaser yanları ile The City’yi ve 23.yy’ı anlatır.

İkinci yılında Spider ve yardımcıları için işler karışır. Yaklaşan bir başkanlık seçimi vardır ve Spider seçimin içine dalar. Ancak onun desteklediği aday kazansa da son anda The Smiley dediği başkanın aslında deli olduğunu fark eder. Devam eden üç yılda Spider ve The Smiley’in mücadelesini okuruz.

Transmetropolitan 2

Ellis medya ile güç sahipleri arasındaki ilişkiyi, dünyanın çok değişik olduğu 23.yy’da anlatırken neler olabileceğine ışık tutuyor. Politik oyunlarla insanların nasıl manipüle edildiklerini, basın özgürlüğünü, insanların kolaylıkla birbirine düşebildiğini anlatıyor. Arka plan hikayesi buyken, bizlere sıradan insanların problemlerini de gösteriyor. 23.yy nano makinelerle her şeyin yapılabildiği bir çağ iken, çocuk sömürüsünün devam ettiği bir çağı anlatıyor; geleceğe bakarken, günümüz sorunlarını hatırlatıyor.

Ellis bilim kurgu ve çizgiromanın gücünü kullanıp kahraman bir gazeteci hikayesi anlatıyor. Doğruları anlatmak için zorlukları göze alan, ölüm tehlikesini kabullenmiş, suikastçilerden kaçan ama sonunda zaafları olan bir gazeteci. Eğer cyberpunk seviyor, ya da sadece gazetecilik üzerine bir çizgiroman okumak isterseniz Transmetropolitan’ı kaçırmayın.

Çizgiroman’dan bir kaç alıntı ve kapak ile yazıyı bitirelim.

transmetropolitan 5

Spider Jerusalem: You people don’t know what the truth is! It’s there, just under their bullshit, but you never look! That’s what I hate most about this fucking city – lies are news and the truth is obsolete!

Türkçesi

Spider Jerusalem: Siz insanlar gerçeğin ne olduğnu bilmiyorsunuz! O orada, tüm bu pisliğin altında, ama hiç bakmıyorsunuz! Bu şehir hakkında en nefret ettiğim şey bu – yalanlar haber ve gerçeğin zamanı geçmiş!

transmetropolitan 16

Spider Jerusalem[leaving note] Have gone to commit suicide. Intend to return from grave Friday. Feed cat.

Türkçesi

Spider Jerusalem: [not bırakıyor] İntihar etmeye gittim. Cuma günü mezarımdan dönmeyi planlıyorum. Kediyi besleyin.

transmetropolitan i hate it here

Spider Jerusalem: That’s what a monoculture is. It’s everywhere, and it’s all the same. And it takes up alien cultures and digests them and shits them out in a homogenous building-block shape that fits seamlessly into the vast blank wall of the monoculture. This is the future. This is what we built. This is what we wanted. It must have been. Because we all had the fucking choice, didn’t we? It is only our money that allows commercial culture to flower. If we didn’t want to live like this, we could have changed it any time, by not fucking paying for it. So let’s celebrate by all going out and buying the same burger.

Türkçesi

Spider Jerusalem: Bu tekkültürdür. Her yerdedir ve hep aynıdır. Ve yabancı kültürleri alır ve onları sindirir ve onları tekkültürün boş devasa  duvarına sorunsuzca monte edilebilecek homojen inşa-blokları şeklinde sıçar. Bu gelecektir. Bu bizim inşa ettiğimiz. Bu bizim istediğimiz. Öyle olmalı. Çünkü bir seçeneğimiz vardı değil mi? Bizim paramız ticaret kültürünün çiçek açmasını sağlayan. Eğer böyle yaşamak istemeseydik, istediğimiz zaman onu için ödemeyerek değiştirebilirdik. Haydi hep beraber dışarı çıkıp aynı hamburgeri alarak bunu kutlayalım.

2 thoughts on “Transmetropolitan: Gazeteci ABD Başkanına Karşı

  1. Transmetropolitan superdir. 2002 civarinda, tam seri biterken, Cambridge kutupanesinden bi suru cildini alip okumustum. Evek, buralarda kutuphanelerde cizgi roman var. Sizde yok mu? Vah vah.🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s