Of Blood and Honey


Bazı romanlar vardır, türe bakışınızı sorgulatır. Bu tür romanlar türün içinde kalıp, onu yeni ufuklara genişletirler. Bu romanların hepsi birer baş yapıt değildir ancak etkileyicidirler. Stina Leicht‘in romanı Of Blood and Honey de bunlardan biri.

Of_Blood_and_Honey1

Of Blood and Honey, sıradan bir Şehir Fantastiği romanı değil. Eğer bolca büyülü bir kaçış hikayesi arıyorsanız, bu kitap size göre değil. O daha da iyisi.

Roman İrlanda’nın korkunç zamanlarında geçiyor. 1970’lerde İrlanda’da terör hüküm sürerken ve masum kalmak imkansızken babasız bir oğlanın hikayesini anlatıyor. IRA ve İngiliz hükümetinin yaptıkları hakkında bir şeyler okumuş olabilirsiniz, sıradan insanların hayatı ve sokakları kaplayan kan hakkında da okumuş olabilirsiniz, Stina Leicht  onları anlatıyor ama üstüne büyülü bir hikaye inşa ediyor. Onun İrlanda’sında büyülü yaratıklar var. Onların varlığı şaşırtıcı şekilde tüm tarihi değiştirmiyor. Bu da Leicht’in bir başka başarısı.

Gizemli Tarih romanı değil

Of Blood and Honey bir Gizemli Tarih romanı değil. İnsanlardan saklanan büyülü yaratıklar var ancak bunların olayların akışına etkisi çok büyük değil. Onun romanında doğaüstü daha düşük seviyede etki ediyor. Leicht sıradan insanların hayatına baktığı için büyünün etkisi onların hayatında devasa oluyor. Romanın güçlü yanı da bu. Büyülü bir dünyayı keşfeden oğlan hikayesini okumuşsunuzdur. Yazar bu oğlan doğru ve yanlışın ne olduğunun belli olmadığı bir zamanda, gittikçe kötülüğe batan birisi olsaydı ne olacağını sorguluyor. Hikayenin kahramanı Liam büyü hayatında etkisini arttırdıkça büyünün içinde kaybolmuyor çünkü onu gerçek dünyaya bağlayan sözleri, kaçamayacağı, kaçmak da istemediği sorumlulukları var. Roman Liam’ın etrafında İrlanda’da olanları ve uzaklarda peri diyarlarında bir savaşı anlatırken onun masumiyetini kaybedişini, büyüde değil ama İrlanda’nın çalkantısında kayboluşunu okumak etkileyici.

Of Blood and Honey hep dünyada kalıyor. Uğraştığı sorunların büyük kısmı dünyevi kalıyor. Ancak iki büyük sıkıntısı var. Belki bir baş yapıt olabilecekken sadece iyi bir kitap olmasının iki önemli sebebi var. Bunlar romanı okumayanlar için tadını kaçırabilir. O yüzden buradan sonra okumak için gözükmeyen kelimeleri seçmeyi deneyin.

Buradan sonrası gizli

Kitapta iki tecavüz sahnesi var. Birincisi Liam’ın hapishanede tecavüze uğraması ikincisi de eşinin tecavüz edilip öldürülmesi. Bu iki sahneden ilkini Leicht okuyucuya anlatıyor. Liam’ın bununla başa çıkma çabasını veriyor. İrlanda hapishanelerinde ve belki de dünyanın başka problemli yerlerinde böyle korkunç olayların yaşanmadığını söylemiyorum. Ancak bunu bu kadar ayrıntılı anlattığı zaman yazar rahatsızlık yaratıyor. Bu rahatsızlığın sonuçta hikayeye bir etkisi olmasını bekliyorsunuz, ama olmuyor. Liam’ın içindeki kötülüğü, büyüyü bulmasını sağlayan travmatik bir olay oluyor. Bu haliyle de ayrıntılar ikinci tecavüzle birleşince rahatsız edici oluyor. Çünkü oradaki tecavüz sadece kurguyu ilerletmeye yarıyor, bu da bana sorarsanız korkunç bir olayın basit bir iş için kullanılması demek.

İkinci sıkıntı da kitabın sonunda tüm bu kötü işlerin aslında bir doğaüstü yaratık tarafından ayarlandığı, yaptırıldığının ortaya çıkması. Leicht’in Liam’ın başına gelen kötü olayların insan olmayan birisi tarafından emredildiğini yazması, olayları değersiz kılıyor. Liam’ın başına gelenler korkunç ama bunları insanlar değil kötü doğaüstü yaratıklar yaptı fikri Liam’ın çabasını, Leicht’in başarıyla verdiği İrlanda’da yaşananları değersizleştiriyor. Çünkü bir kaç cümle ile tek bir doğaüstü yaratık bunları yapabiliyorsa belki de yaşananlar doğaüstü yaratıklar yüzündendi dedirtiyor.

Bu iki sıkıntıyı görmezden gelmeyi becerebilirseniz, ki bir ilk roman olduğu için yazara şans tanımak mümkün, Of Blood and Honey çok başarılı bir roman. Goodreads’de 3,5 olmadığı için 4 verdim. Serinin devam romanını da merakla bekliyorum. Daha fazlasını öğrenmek isterseniz yazarın Scalzi’nin blogunda romanı anlattığı yazısını okuyabilirsiniz.

Kitap Night Shade Books‘dan çıkmış. eKitap olarak da satın alabilir, bu güzel kitabın keyfini çıkartabilirsiniz. Konusundan dolayı büyük ihtimalle Türkçe’ye çevrilmeyeceği için tek şansınız İngilizce okumak. Bunu okuyunca belki bir gün Türkiye’de 70’lerin fırtınalı günlerinde geçen bir fantastik roman okuruz diye düşündüm. Ne dersiniz mümkün mü?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s