Haftada 5 gün blog nasıl tutulur?


Haftada 5 gün güncellenen bir blog tutmak zor iş. Arada sırada bana neler kullandığımı, nasıl zaman bulduğumu soranlar oluyor. İşte onlar ve ilgilenenler için kullandığım araçlar.

Blogger___or___digg_it_digg_it_by_vladstudio

Yazılacak konuyu keşfetmek

Önce bul

İnternetler bilgi dolu. O kadar çok okunacak, izlenecek kısacası dikkat etmek gereken şey var ki hiçbirine zaman yetmiyor. Bunun için teknoloji kullanmak en zekicesi.

Bunu başarmak için 3 dijital asistan kullanıyorum. Onlar Flipboard, Zite ve Google Currents. Bu programlar cep telefonumda çalışıyorlar. Onlara twitter, Facebook ve Google+ hesabım ile Google Reader‘ı bağladım. Bir kaç hafta eğitmekle uğraştıktan sonra artık hızla goz atıp gündemi takip edebileceğim birer araca dönüştüler. Ancak onlarla içerik bulmak yeterli değil, bunları bir de okumak gerekli.

Sonra oku

Okumak için Pocket‘ı kullanıyorum. Cep telefonum ve bilgisayarımda çalışan bu programa ilgimi çeken makaleleri, videoları gönderiyorum. Ardından da zamanım oldugunda gereksiz resimler ve dikkat dağıtıcı reklamlardan bağımsız sadece metne konsantre olabiliyorum. Eğer bir haberi ya da videoyu çok beğenirsem hemen onu bloga yazıyorum. Ancak çoğunlukla kafamda şekillendirmek için beklemesi ve üzerinde çalışılması gerekiyor. O zaman devreye Evernote giriyor. Evernote’da ileride blogda kullanırım diye bilgi kırıntıları topladığım bir defterim var. Her hafta ne yazayım diye düşünürken o defteri inceliyorum.

Eğer bulduğum uzun bir yazı olmayacak sadece bilgi paylaşımı içinse Buffer ile Facebook ve Twitter‘a paylaşıyorum. Bazen de Google+’da kısa bir yazı oluyorlar. Buffer‘ın avantajı tweetlerin önceden planladığım saatlerde yayınlamasını sağlaması. Bu sayede öğle arasında okuduklarımı sizle bombardıman ile kısa sürede değil, okunabilir ve sıkmayacak aralıklarda paylaşmayı sağlaması.

blogger_by_kluke-d4t4n35

Günceye yazmak

Şu aralar Scrivener ile şablonlar oluşturmaya çalışsam da yazma işi çoğunlukla WordPress‘in editöründe ve cep telefonumda Writeroom‘da oluyor. Eğer yoldaysam Writeroom ile yazıp WordPress cepten yazıyı yayınlıyorum. Writeroom dropbox eşleşmesi ile çok kullanışlı. Bir de üzerine sık kullandığım tümceler için textexpander kurduğum için yazmak kolay oluyor.

Eğer bilgisayar başindaysam işim rahat. WordPress.com’un günceler için oldukça iyi araçları var. Bunlardan biri Zementa. Onu kullanarak eksik bağlantıları ekliyor, tagleri kolay atıyorum. Diğeri ise kitap incelemeleri gibi benzer şekildeki yazılar için hazırladığım WordPress.com şablonları.

İşte bu güncenin hazırlanması böyle oluyor. Sorularınız ya da yorumlarınızı lütfen paylaşın. Örneğin Evernote defterlerimi takip etmek ister misiniz, ya da kullandığım araçları nasıl kullandığımı daha ayrıntılı anlatayım mı?

Bu günceyi sadece bir arkadaşına bile tavsiye etsen beni desteklemiş olursun. Eğer yazılanları beğeniyorsan, Google+, Twitter ya da Facebook‘da TürkçeBKF’yi destekleyin.

14 thoughts on “Haftada 5 gün blog nasıl tutulur?

  1. Şu yazı çok büyük bir katkı oldu bence. Ne kadar tertipli bir iş yaptığınızı da kanıtladı.

  2. Ben “web’den içerik arama” kısmına takıldım. Ben google alerts kullanıyorum. Bilim-kurgu ile ilgili içerikleri bu şekilde buluyorum. Ama bana gelen içeriklerin çoğu pek işe yaramaz şeyler. Daha akıllı bir arama motoruna hayır demem. “Eğitmek biraz zaman alıyor” demişsin, neyi eğitmek?… İçerik arama konusunu biraz daha açarsan sevinirim.

    1. Flipboard ve diğerlerine Google Reader, Twitter, Facebook, Google+ hesaplarını bağlıyorsun. Oralarda yayınlananları bu programlar kısa özetlerle dergi gibi sunuyorlar. Programlar hangi bağlantılara tıkladığını kaydederek ilgini çekebileceğini düşündüğü haberleri daha sık gösteriyor. Eğer sosyal ağlarda iyi içerik paylaşanları takip ediyorsan ve ilgini çeken yazılara tıklıyorsan bir zaman sonra o programlarda hep ilginç bilgiler oluyor. Bu benim eğitmek dediğim şey. Böylece birinci filtre sosyal ağlar oluyor, ikinci filtre de bu programlar. Örneğin twitter’ın kalabalık ve karışık yayın akışı bu sayede anlamlanabiliyor. Belki içerik bulma konusunda da bir yazı yazmalıyım. Biraz çalışayım.

  3. Açıkçası teknolojiyi bu kadar etkin ve organize bir şekilde kullanmanız biraz yüzümü kızarttı. Bizim sürecimiz aşağı yukarı şöyle işliyor:

    Haber bulma konusunda benzer bir yol izliyoruz. Şahsım adına, Zine’la Flipboard’u yeni keşfetmekteyim ama Sevillaportakalı’nın özellikle Flipboard’u uzun zamandır kullandığını biliyorum. Bunun dışında her gün, her hafta düzenli olarak ziyaret ettiğim blog’lar, siteler var. Xmarks programıyla (http://xmarks.com) tüm bilgisayarlarımdaki internet tarayıcılarını senkronize ettiğimden sık kullanılanları rahatlıkla görebiliyorum.

    Bir fark şu: İlgimi çeken haberi sonraya saklamadan, hemen okuyorum. Bunların arasından Koltukname’de paylaşmak isteyeceğim haberleri kendime e-postayla göndermek gibi son derece ilkel bir yöntem kullanıyorum🙂 Yahut diğer yazarlarımızın ilgisini çekeceğini düşünürsem, onlara yolluyorum. Burada önemli bir noktaya değinmişsiniz: Her sevilen yazı uzun bir haber niteliği taşımıyor. Bu durumda ya sizin gibi Twitter ve Facebook üzerinden paylaşıyorum ya da cumartesi günü Haftadan Kalanlar bölümümüzde (http://koltukname.com/category/haftadan-kalanlar/) kullanmak için bir kenara (bu da Gmail’in Taslaklar dosyası oluyor) ayırıyorum.

    Yazmak için tüm yazarlarımız WordPress’in sistemini kullanıyor. Yazılarımız hep uzun oluyor, çok fazla bağlantı ve görsel içeriyor, bu yüzden piyasada farklı, rahat programlar bulunsa da olsa cep telefonundan yazmak bizim için düşünülemez.

    Biz de son bir aşama daha var: Editörlük. Her yazar taslağını kaydettikten sonra, haberin yayınlanacağı gün baştan sona üzerinden geçiliyor. Günde birden fazla haber paylaşmadığımız için, verimli dönemlerde taslaklar biriktirebiliyor, bunları bir anda değil de parça parça kullanıyoruz.

    1. Sizin sitenin birden fazla yazarla çalışması benim deneyimimden farklı bir tecrübe üretiyor. Burada sadece arada sırada uğrayan konuk yazarlarımız var ve kişisel bir günce olduğu için editörlük çalışmıyor mesela. O yüzden sizin işleyişiniz yazıyı okumaya gelenlere yol gösterici olacaktır teşekkürler. Hazır yakalamışken sorayım, eposta dışında bir dışarıya kapalı paylaşım sistemi kullanıyor musunuz? Ya da birden fazla yazarın beraber yazdığı güncellemeler olursa nasıl bir yol izliyorsunuz?

      1. Henüz e-posta dışında bir sistem kullanmıyoruz ama önerilere açığız. (Sizin yazınızdan sonra Buffer kullanmaya başladık ve çok memnun kaldık.) Şu ana kadar tek bir ortak yazımız oldu (bkz. http://koltukname.com/2012/06/26/yeni-bir-ceviriyle-ulysses-matissein-gozunden-ulysses/), o da iki ayrı bölümden oluştuğu için pek bir sıkıntı yaratmadı. Ama haberlerin altlarına daha sonra gelen tüm güncellemeleri (yine yukarıdaki örnekte var), hemen hemen tüm Twitter ve Facebook paylaşımlarını editör yapıyor.

  4. evernote taki not defterlerinin isimlerini ve tag isimlerini paylasabilir misin. ben bir turlu kategorize edemiyorum

    1. Evernote’da aslında beş not defterini aktif kullanıyorum. Bunlar not defterine ben bir şey eklediğimde ilk gittikleri yer olan bir not defteri, referans not defteri, akademik konuları tuttuğum bir not defteri ve blog için aklıma gelenleri tuttuğum bir not defteri. Son zamanlarda tagleri iyi kullanırsam bu not defterlerini yeterli olduğunu gördüm.

      Fakat bu ana not defterlerinden sonra iş biraz daha dallanıp budaklanıyor. Örneğin ifttt ile kullandığım birer instagram ve wordpress not defterim var. Bunlar arşiv amaçlı. Referansın altında IT tips not defterim var, akademiğin altında doktora not defterim gibi not defterleri var. Sağlıkla ilgili doktor kayıtları gibi bilgileri tuttuğum bir not defterim ve öykülerde kullanmak için ilginç bulduklarımı topladığım bir de yazı çizi not defterim var. Şimdilerde beta testerı olarak kullanmaya başladığım IQTELL isminde bir web servisi ile GTD işini biraz daha toparladığım için evernote istediğim gibi tam bir referans arşivine dönüşmeye başladı. İsterseniz Evernote nasıl kullanıyorum daha ayrıntılı yazarım.

      Hatta isteyen olursa ilginç bulduğum haberleri topladığım ya da blog için ayırdığım yazıları koyduğum not defterimi de paylaşabilirim.

  5. Ben de internette ilgimi çeken bir sayfa görürsem “sent to kindle” uygulamasıyla Kindle’ıma gönredip okuyorum. Böylece int. sayfalarını kitap okur gibi okuma avantajım oluyor.

  6. Yurt dışına çıkmaya pek de gerek yok.
    https://www.facebook.com/groups/kindleturkiye/
    Bu sayfada yurtdışından nasıl Kindle getirtilir, sorabilirsiniz. Sanırım bir grupları var ve orda “satın alma rehberi” falan gibi bir şey var. Şimdi Kindle’in süper beyaz olan yeni versiyonu da çıktı. (bu arada renkli olanı değil, e-ink olanı tavsiye ederim. Sadece kitap okumak için düşünüyorsanız tabii.. Renkli olanın 7inch’lik bir tabletten hiç bir farkı yok. Sadece ucuz…)

  7. Bilgi paylaştıkça büyüyor. Paylaşımlarınız için teşekkürler. Benim fikrim şöyle:
    “Cep telefonundan okumak, yazmak zor. Belki de bana öyle geliyor. Büyük bir araç taşımak zor. Bulduğum en uygun çözüm -şimdilik- ipad mini. Hem cebe sığıyor, hem de okumayı kolaylaştırıyor. Ben çok beğendim. Tavsiye ederim. Kolay Gelsin.”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s