E-Kitapta Fiyat Politikaları


Gerek Türkçe BKF’de, gerek internetlerde pek çok başka sitede e-kitap fiyatlarıyla ilgili pek çok yazı bulmak, okumak mümkün. Neyse ki bu yazılar, konuya hep farklı açılardan yaklaştıkları için farklı görüşleri de öğrenebiliyoruz. Her ne kadar idefix, kendi yayın organı ve işbirlikçi yayınevleri aracılığıyla e-kitap ücretleri üzerindeki tartışmayı maniple etmeye çalışsa da internetlerin sesini kesemiyor.

Bildiğimiz gibi, bir ürünün fiyatlandırması, nadiren o ürünün doğrudan maliyetiyle ilgilidir. Veya şöyle demek daha doğru olur: Fiyatlandırmanın içinde maliyetler, politikalardan daha az etkilidir. Bugünkü konumuz da bu; yayınevlerinin fiyatlandırma politikaları, yahut e-kitap üzerinde yapmaya çalıştıkları açık gözlülük.

Bir Kitabın Maliyeti

Fiyatlandırma politikasını anlamamız için, maliyetlere ufak bir bakış atalım.

Yaklaşık 200 sayfalık bir kitabın ortalama satış fiyatı 15-20 TL arasında değişir. Biz, bu skalanın alt ucunda bir fiyatlandırma yapalım ve diyelim ki bizim 190 sayfalık kitabımızın fiyatı 16 TL. Bu 16 TL’den yayıncının kazanacağı toplam para 8 TL civarındadır, zira yayıncı, kitabı ortalama % 50 iskonto ile dağıtımcılara verir.

Diyelim ki yine aynı şekilde bir e-kitabımız var. Yaklaşık 200 sayfa ve yine diyelim ki ücreti de 13 TL (basılı kitabın ücretinin yaklaşık % 80’i). Bu halde, yayıncının e-kitaptan kazanacağı toplam para 6.50 TL civarındadır. Zira yine aracıya % 50 iskonto ile kitabı teslim etmektedir.

Yayınevi, bu ücretin % 8’ini KDV olarak devlete öder. Bu da yaklaşık 60 kuruş eder. Bunun üzerine her kitaba basılması zorunlu olan 15 kuruşluk bandrolü de eklersek, 75 kuruşu devlete ödediğimizi fark ederiz. Bu da bize kitap başına 7.25 TL’lik bir pay bırakır. Şimdi burada maliyet hesabında biraz daha derine girerek, şirketin toplam giderlerinin içindeki KDV oranının, kitabın KDV’sini mahsup edebileceğini iddia edebiliriz. Fakat hem hesabımızı çok karıştırmamak, hem kapsamlı bir vergi hesabı yapmamak adına bu yazıda böyle bir şey olmadığını varsayalım.

English: 25 kuruş obverse Türkçe: 25 kuruş ön yüzü

Türkçe: 25 kuruş ön yüzü (Photo credit: Wikipedia)

KDV’mizi de ödedikten sonra basılı kitabımızdan elimizde kaldı 7 lira 25 kuruş. Kitabımızın baskı sayısının 2 bin olduğunu varsayalım. Bu halde, yaklaşık olarak, her bir kitabın baskı ücreti 1 TL gibi bir şey olacak. Bu da bize 6 lira 25 kuruş bırakır. Ve bu 6 lira 25 kuruş, bir yayınevinin, matbaa hariç tüm giderlerini karşılaması için eline kalan meblağdır.

Yayınevi, e-kitapta ise eline geçen 6.50 TL’nin % 18’ini KDV, % 20’sini ÖTV olarak devlete öder. Yani vergiden sonra eline 4 lira 40 kuruş kalır.

Kitapta Vade ve Peşin Ödemeler

Şimdi buraya kadar her şey çok mantıkî ve “e-kitaplar demek ki o kadar da pahalı değilmiş” diye düşünmemize sebep olabilir. Fakat burada oldukça önemli bir ayrıntı var ve biz tekil ücretleri düşündüğümüz zaman bunu gözden çıkarıyoruz;o da matbaanın toplam ücreti. Bir yayınevi, matbaaya “kitabı sattıkça” ücret ödemez. Tüm matbaa masrafını bir seferde, belki peşin, belki vadeli olarak öder. Bu da demek oluyor ki biz 2000 adet basılı kitapücreti olan 2000 TL’yi peşinen matbaaya ödedik.

Şimdi biz bu kitabın 2000 kopyasını birden bir kalemde satsak ve hiçbir kopyası iade edilmese dahi matbaaya 2000 TL ödedik ve ne yazık ki ödememizi de 8 ay sonra alacağız. Çünkü dağıtımcılar genel itibariyle 8 ay vadeli çalışıyorlar.

Buna karşılık, e-kitap için hiçbir ek ücret ödemedik. Yani kitabımız editörden geçti, düzeltmeleri yapıldı, hakikat kontrolleri gerçekleştirildi, dizildi, kapağı hazırlandı. Şu an kitabımız e-kitap olabilir. Bu da demek oluyor ki biz o 2000 TL’lik matbaa ücretini ödemeden para kazanmaya başlayabiliriz. Aynı zamanda kitabımızın iade edilmesi gibi bir şey söz konusu da değil. Bu da şu demek oluyor: Biri bir kitabı aldığı an, o kitabın ücretinin geleceği garanti. Bu, şu an, yayınevlerinin hiçbirinde mevcut olmayan bir garanti.

Genel masraflarımıza bakınca, basılı kitap ve e-kitap arasında çok ciddi bir fark var gibi görünmediğini açıklamaya çalıştım. Fakat buna karşılık, e-kitapta ek bir peşin gider olmadığını da göstermeye uğraştım.

Bir Yan Ürün Olarak E-Kitap

Bu noktada fiyat politikasına bakabiliriz. Yayınevleri, şu an e-kitabı da tıpkı basılı kitap gibi görme eğilimindeler. Fakat burada çok makul olmayan bir şey var: E-kitap bir esas üründen öte bir yan üründür. Peki bu ne anlama geliyor?

Diyelim ki bir tavuk çiftliğiniz var. Standart bir takım gelir ve giderleriniz var. Yem, su, aşı, alan, personel vesaire gibi giderlerinize karşılık tavuk etini satarak kazandığınız bir geliriniz var. Fakat bu sırada hiç uğraşmadan kazanabildiğiniz bir ek gelir daha var: Tavuk gübresi. İşte yan ürün burada ortaya çıkar. Standart giderlerinize hiçbir şey eklenmeden, ek bir gelir, tali gelir daha oluşturursunuz.

Giant chicken

Giant chicken (Photo credit: Wikipedia)

Yayınevleri için de e-kitap, bir yan üründür. Zaten hali hazırda üretilmiş bir üretim işleminden, tali gelir oluşturma gibi bir işlevi vardır. Fakat yayıncılar, hiç makul olmayan bir şekilde, bir “altına hücum” kafası içinde ve endüstrinin eski pratiklerini korumaya çalışır bir halde yan ürünü, esas ürün gibi kabul edip buna yönelik ücretlendirme yapmaktadırlar. Fiyat politikalarıyla ilgili temel sorun burada ortaya çıkmaktadır.

Image representing Seth Godin as depicted in C...

Image via CrunchBase

Bir yayınevi, örneğin Seth Godin‘in yayınevi Domino’nun yaptığı gibi yalnızca e-kitap üretmiyorsa, e-kitap yalnızca bir yan üründür. Bu çerçevede, bu e-kitabın fiyatlandırması da onun bir yan ürün olduğu kabul edilerek yapılmalıdır. Yani yayıncı, mantalitesini değiştirip, e-kitapların, tıpkı tavuk gübresi gibi bir yan ürün olduğunu kabul ederse, örneğin 5 TL’ye satış yapmaya başlar ve gelen her 1 lira 70 kuruşu tali gelir kabul ederse, hem kendisi hem de okuyucuyu inanılmaz sevindirecek bir düzenleme yapmış olacaktır.

Bu tarz bir şeyin yapılabilmesi için, ne yazık ki yayınevlerinin işletmecilik konseptini biraz daha iyi anlamaları ve piyasayı para hırsından azade gözlerle daha iyi incelemeleri gerektiğini düşünüyorum. Zira şu anki fiyat politikaları, ortaya çıkmaya çalışan e-kitap pazarını inanılmaz ölçülerde zedeliyor.

Katılıyor musunuz, karşı mısınız? Yorumlarda fikirlerinizi paylaşın lütfen.

11 thoughts on “E-Kitapta Fiyat Politikaları

  1. Teknolojinin hızlı gelişimine tanıklık eden bir nesil olarak e-kitapların geleceğini önceden görmüş ve kitap boyutundaki cihazlarda binlerce kitabı yanımızda taşıyabileceğimizi hayal etmiştik. Elektronik kitap okuma cihazlarındaki gelişmelerin beklenildiği gibi gitmemesi yanı sıra e-kitapların da beklenildiği gibi ucuz olmaması oldukça şaşırtıcı. Bu cihazlar ilk çıktıklarında zamanla ucuzlayacağını düşünsem de hala pahalılar, e-kitaplar ise örnekte de belirttiğiniz gibi basılı kitabın fiyatına çok yakın fiyatlarda satılıyor.
    Bir kitapsever büyük olasılıkla basılı kitabı eline almanın verdiği hazzı e-kitap ile değiştirmek istemeyecektir. Ben de böyle düşünenlerdenim. Ancak günümüz koşullarında e-kitabın kitap okumayı kolaylaştırıcı özelliklerinden yararlanmak kaçınılmaz olabilir. Bu nedenle bu teknolojinin kullanımının avantajlarının öne çıkması gerekir. Bunlar;
    1) Küçük bir hacimde daha çok kitabın bir arada bulunması (özellikle seyahatlerde)
    2) Metnin üzerine notlar alınabilmesi, linkler eklenebilmesi, hatta resim fotoğraf eklenmesi
    3) e-kitapların basılı kitaplardan daha ucuz olması
    4) Kitaplardan yapılacak alıntıların sosyal paylaşım sitelerinde paylaşılabilmesi, yorumlanabilmesi, tartışılabilmesi vb. gibi özellikler olabilir.
    Bu özelliklerin bir ya da bir kaçının oluşu, insanları e-kitabı tercih etmeleri konusunda özendirecektir. Ancak en önemlisi kolay ulaşabilirlik olduğundan, e-kitap fiyatlarının tekrar gözden geçirilmesi ve daha geniş kitlelere ulaşması için fiyatlarının daha düşük olması gerekir.

  2. eKitabın fiyatının daha düşük olması asla bitmediği için de önemli. Ancak yayınevlerinin senelik para kazanma döngüsünden, uzun yıllara dayalı para kazanacakları kitaplara geçmeleri zaman alacak.

    Bu yazıda başka bir konu daha aklıma geldi. Eğer ekitaba da bandrol ücreti ödeniyorsa, Türkiye’de kitap yayınlamanın kanuni altyapısı nedir? Bir de bunu araştırmak lazım. Örneğin şimdilerde ABD’de popüler olan kendi kitabını kendi yayınlamak belki de bizim kanunlarımızca zordur. Bun bilen var mı?

  3. Türkiyede e-kitaplar bir yan ürün olarak muamele görüp fiyatlandırılırsa sorunun büyük bir kısmı çözülecektir gerçekten de.

    Her ne kadar elektronik formatı tercih etmeye çalışsam da, şu haliyle Türkçe e-kitapların fiyatları gerçek kitaplarla neredeyse aynı. Yeni çıkan ve popüler birçok kitabın e-formatta olmaması da cabası. Tamam, bu zamanla aşılacak bir şeydir belki ama fiyatlandırma değişmediği sürece satışlar hala istenilen düzeye çıkamayacaktır bence.

    İşin aslını gösteren güzel bir yazı olmuş. Bu arada, İdefix’in fiyatlandırmanın bu şekilde olmasıyla ilgili yaptığı bir açıklaması var mı acaba?

    Bu arada o tavuk da amma büyükmüş😛

  4. E-kitapta bandrol zorunluluğu yok benim bildiğim. Zaten bandrolü “yapıştırabileceğimiz” bir yapı da yok. Günün birinde memleketim devleti belki “elektronik bandrol” de geliştirir. O da bir nevi DRM gibi bir şey olabilir gerçi, bu da bir hakikat.

    Kendi kitabını yayınlamak zor değil. ISBN ve bandrol sistemi “kişisel yayıncı”yı kabul ediyor. Kendi kitabını yazan, kendi kitabını basan insanlar için böyle bir opsiyon var yani.

  5. @occultsearcher: Idefix’de hala tek başına kitap yayınlama şansın yok. Yayınevi olmadan orada kitap satamıyorsun değil mi? Ben de bunun belki yasalarla alakalı bir şey olduğunu düşünmüştüm. Mesela bir yetkli göstereceksin, yok matbaa belirteceksin diye bir yasa varsa. Idefix neden herkes dünyada kendi kitabını yayınlarken bu sistemi getirmez kafada çözemiyorum da.

    @Mehmet Kardaş: Konu devasa olunca tavuğu da devasa seçtik🙂

  6. Gündüz çok iyi takip edememişim yorumları…

    @jaunte, Sosyal medya entegrasyonu hakikaten e-kitap için epik bir avantaj. O kadar ki basılı kitaba karşı nasıl epik bir pazarlama artısı kazandırır, haddi hesabı yok. Özellikle “tweetable tümceler” gibi bir konsept ile.

    @Mehmet Kardaş, İdefix, yalnızca “KDV, ÖTV böhü” şeklinde açıklama yapmaya devam edecektir diye tahmin ediyorum.

    @Gökçe Mehmet Ay, Ben yasalardan ziyade genel ticaretle ilgili olduğunu sanıyorum. Hani vergi mükellefi olmak, şahıs firması, şirket vesaire gibi sebeplerden. İdefix, fatura alamayacağı kişiden alışveriş yapmayacak, ödeme gerçekleştirmeyecektir. Son derece makul bir işletme mantığı var arkasında. Yani onun temel sebebi, çok büyük ihtimalle, Türkiye’deki iş yaşamının abuk düzenlemeleri ve her bireyin ticaret yapabilmesinin sicile bağlanması zorunluluğu olabilir diye tahmin ediyorum. Yoksa, şahıs firması olup, pekala ki İdefix’e satış yapabilirsin diye tahmin ediyorum. Benimki sadece bir “educated guess” yoksa bildiğim bir şey olduğundan söylemiyorum bunları.

  7. Kendi yayıncılığını yapma konusunda e-bandrol (kod adı olarak, öyle bir tabir yok tabii ama) gerekliliği doğru tarif edilmiş, işleyişteki tam sıkıntıyı tarif edeyim: kitap üreterek satışa sunmak (satma söz konusu olmadığında en kötü ihtimalle gri alan kanunları geçerli olacaktır tahminen) için “yayıncı lisansı” sahibi olmak gerekli. Yani şirket olmak, fatura kesmek değil oradaki sorun.

    Misalen, Mehmet Kardaş güzel istimpunk öykülerini ücretsizce paylaşma lütfundan vazgeçip, derleyip ücretli bir kitaba çevirmeyi karar verse; bunun için de bir site açıp, bir e-ticaret modülü devreye sokup PayPal ile ödeme kabul etmeye başlasa ne olur? Pratikte hiçbir şey olmaz elbette ya, bu harfiyen yasal olur mu emin değilim. İdefix’e teslim ederek oradan satmak isterse, idefix ondan “yayıncı lisansı” tebliğ etmesini istemek zorunda, diğer türlü “korsan yayıncı ile iş yapmış” durumuna düşer.

    Maliyet konusunda da pek güzel yürütülmüş bu tartışmada eksik gördüğüm tek bir şey eklemek isterim: Belirli bir hacmin üzerinde, iç işleyişinde işbölümü netleşmiş, kurumsallaşmış bir yayınevinde e-kitap mevcut teknolojiyle bir yan ürün olmaktan çok uzak.

    Türkiyeli yayıncıların pek çoğu baskıya hazırlık sürecinde elde ettikleri dijital metayı standart e-kitap olarak kullanabilecek şekilde üretmiyorlar. Matbaaya gidecek bir PDF şekil olarak doğru olsa da, o PDF’nin elde edildiği metin tabanlı dosyalar semantik anlamda çöp olduğu için emek yoğun bir dijital hazırlık süreci gerekiyor. Bunun da kendi başına maliyeti var.

    Bu maliyete ek olarak, yayıncıların artık bulut bilişim, sanal değer yönetimi, dijital metaların entegrasyon ve yakınsaması gibi kavramlardan haberdar, bunlarla iş geliştirmeyi, kitapları bunların içinde anlamlı ürünlere dönüştürmeyi bilen personelle büyümesi gerekiyor ve bunun da bir maliyeti var.

    Bu maliyetleri büyütmeye gerek yok elbette, bunlar öngörülmüş, makul maliyetler. Gelgelelim baskı/depolama maliyetlerini düşüp, bunları ekleyince aradaki rakam üç aşağı beş yukarı %20’ye tekabül ediyor, ki yayıncıların e-kitap fiyatlandırırken baskıya kıyasla %80 rakamını elde ettikleri formül de bizatihi bu zaten…

    Asıl mevzu şu… Amerika’da bir kitap Bestseller olarak adlandırıldığında milyonlarca satıştan bahsediliyor. İyi satacak bir kitabın yazarına yüzbinlerce dolar avans ödenebiliyor. Memlekette satışlar o kadar düşük ki marjinal maliyet eksilmesi diye bir şey neredeyse yok. Her yayınevinin, resmen onu ayakta tutan, çok satan bir iki tane direği var.

    Bugün ABD’de popüler olacağı kestirilen bir kitap (Rowling’in son romanı) 30 dolar civarında bir rakamla hardcover olarak, 20 dolar civarında bir rakamla da e-kitap olarak satışa giriyor. Üç ay sonra paperback ($15) ve hatta massmarket ($5?) kopyaları çıkacak, o zaman e-kitap da 9-10 dolara kadar gerileyecek. O pazarlarda söz konusu fiyat aralıkları hardcover ve e-kitap arasında yapılıyor, çünkü yayıncı parayı hardcover ile kazanıyor. Bizde zaten tek baskı ve e-kitap var. Bunların da toplam satışı bile acınacak halde diye maliyet hesapları çok somut.

    İyi tanıtılmış, ortalama bir romanın en azından onbin sattığı bir pazarda olsaydık, yayıncı da e-kitabı ayrı bir maliyet hesabıyla bu döngüye sokmayabilirdi.

    Başarılı, gerekleri yerine getirilmiş bir e-pazar hayata geçer, insanlar kitaplara erişebilmeye başlar; okur/satış rakamları yükselirse o gün başka şeyler konuşabiliriz. 1000 kopya satan bir kitabın editöryel maliyeti zaten daha çok satan bir kitabın gelirinden amorti edilirken e-kitap rakamları beyhude kalıyor.

    hamiş: KDV %8 değil, “bulut bilişime kafayı çok yormayın anlamazsınız” diyen ulaştırma bakanının olduğu memlekette “haaa internetli kitap mı?” dedikleri için %18 yapıverdiler. Daha beteri, o dönüştürme maliyetleri vb. için olabilecek her tür girdi de dijital katma değerli hizmet olduğu için outsource edilen firmalar da o KDV ile fatura kesiyor. Bu tür girdiler de çok küçümsenmemeli…

  8. Yukarıda açıklanan kitap maliyetinden gerçekten bir şey anlayamadım.Bna 30 tl satış fiyatı olan bir kitabın aracıya ve kitapevine maliyetini hesaplamayı gösterebilir misinix?

  9. Maliyet hesabında pek çok farklı unsur var. Bunların hemen hepsi de esasen “oynar taş” sayabileceğimiz şeyler. Matbaa, tasarım ve editör giderleri standart. Fakat telif giderleri yazarla yapılan sözleşmeye göre farklılaşabiliyor. Bu bağlamda da “varsayımsal” olmadığı sürece, elde veri olmaksızın maliyet hesabını yapmak pek kolay değil.

  10. BRAN’ın sorusu o kadar bilinmez değil… Bir örnekten başlayalım: İdefiks, kitap satacağınız zaman etiket fiyatının %40-50’si arasında (herhalde pazarlıkla ama daha mantıklısı verilen başlık sayısıyla falan değişiyor, iki ucu ödediğini söyleyen farklı yayıncılar gördüm) pay alıyor. Okurun idefiks’ten aldığı kitapta yapılan indirimler bu pay içinden yapılarak rekabet olanakları geliştiriliyor.

    Dükkan satışlarına bakarsak, orada da %30-50 arasında değişen komisyonla yayıncıdan alınan kitap, mağazaya aracı tarafından teslim ediliyor. O pay hem aracıya hem de dükkana kendi aralarındaki anlaşmalar doğrultusunda bölünüyor.

    Üç aşağı beş yukarı etiket fiyatının %50, en iyimser tabloda %60’ı yayıncıya geliyor. Editörlük, telif, baskı, finansman giderleri vb. tüm yayın faaliyeti de bu paydan karşılanmış oluyor.

    En son fuarda %20-25 civarındaki indirimler herkesi üzdü, tablo biraz bu hesaptan kaynaklı. Yayıncı doğrudan alışverişte (kendi sitesi, dükkanı, fuar vb.) %40 indirimli satsa bile standart gelirini elde edebiliyor, ama bunu yaptığında ve sürdürülebilirliğini sağladığında (her fuarda, internet üzerinden devamlı vb.) kitapçıları karşısına almış oluyor… Bu sektör de nihayetinde bir ekosistem, birbirinin çıkarlarına saygı göstermezsen sorun çıkar. Kitapçı olmazsa kitap satılmaz. İnternet’in bir alternatif olmadığını en iyi gösteren şeylerden biri de çekçekli bavulla fuara gelen okurlar herhalde.

    occultsearcher’a da sabit ve değişken giderler konusunda pek katılamıyorum. Tasarım ve editör giderleri standart olmaktan en uzak kalemler. Editörlük masraflarının görünürlüğü ve hesaplanması yayıncının büyüklüğüne göre çok değişken. Büyük yayıncılar, şirketler grubu iştirakleri, butik yayıncılar arasında devasa maliyet farkları var. Aynı şekilde tasarım diziler halinde bir tasarım şirketine vb. yapıldığında imza atan kişiye bağlı olarak reklam bütçelerine yakınsayan rakamlar çıkabilirken, 80’ler yayıncısı gibi daktilo sayfası tadında basmayı göze alanlar için gözden çıkacak kadar düşebiliyor… Tasarımdan bağımsız olarak sayfalama, uygulama işleri var. Görece sabit gider olarak bunlar hesaplanabilir, ama bunları kendi içinde yapmak ve dışarı dizgi evlerine vermek gibi farklar yine de karşımıza çıkar.

    Bütün bunların aksine, asıl telif giderleri o kadar oynak değil. Tabii ki kişisel pazarlık olanakları falan var. Ama çevirilerde ortalama %7-8, yazarlar için de %10 civarında bir sektör *ortalaması* var.

  11. Koray Bey, benim gördüğüm, aynı sektörün çok farklı yerlerinden baktığımız yönünde. Mesela ilk elden olan bilgilerim bana yayıncıların %60 iskontoyla dağıtımcılara satış yaptığını biliyorum. %30 ise hiç görmediğim bir oran. En “makul” dağıtımcı %50 alıyor.

    Standart modda kitap yayınlıyorsanız, yani örneğin her bir kitabınız fotoğraflı, farklı tasarımlı vb. değilse, kısaca esasen bir FK/BK yayıncısı veya küçük bir yayıncı iseniz, zaten, örneğin, Savaş Çekiç’e veya Serdar Darendeliler’e tasarım yaptırmazsınız. Yayın sayınız ayda birden çok ise, dizgici çalıştırırsınız, aksi halde makul alternatifli bir şekilde out-source edersiniz (matbaa yahut freelance tasarımcılar).
    Yine benzer şekilde, bir yayıncı makul ve mantıkî olarak kendi editörünü çalıştırır veya yine alternatif şekilde out-source eder.

    Yine eldeki sözleşmelere bakarak, yazar teliflerinin de, Koray Bey’in dediğine benzer şekilde kitabın etiket bedeli üzerinden %10 civarında (daha ziyade %12 gibi) yoğunlaşmış olduğunu görsem de yine aynı sözleşmelerden biliyorum ki %20 civarında ücret talep edenler (ve alanlar) da var. Tabii bu ücretlerin yayıncı payı içindeki miktarını hesaplamak için yaklaşık iki katını almak gerekiyor, malum zaten yayıncı yarı fiyatına satıyor kitaplarını.

    Fakat tabii hala parça başı ücret üzerinden gidiyoruz. Yani tekil bir kitabın geliri ve masrafını değerlendiriyoruz. Halbuki, bu mantık, vadesi yaklaşık 8 ay olan bir sektörde çok mantıkî değil. Çünkü yayıncı masraflarının tamamını (kişisel anlaşmalarla öteleyebildikleri hariç) peşinen ödüyor. Bu bağlamda basılı kitapların fiyatları, sekiz ay sonra alınacağı düşünülerek konuluyor. Kredi kartınızla taksitli yaptığınız alışverişlerde bile 3 ila 12 ay arasındaki vade farkı hadiselerini bir düşünün mesela. Vadeye ek olarak basılı kitapta bir “dağıtımcı afacanlığı” olan iade vardır. Nasıl olur? Fatura ödeme tarihinden bir hafta önce, dağıtımcı iade faturası keserek size elinde kalan kitapları geri gönderir, akabinde tekrar sipariş eder. Böylece vadeyi bir sekiz ay daha ileri atar.
    Burada benim inatla söylediğim şey şu: İadesi olmayan ve vadesi çok daha kısa olan bir ürün olarak e-kitapta, aynı ücretlendirme sisteminin kullanılmasının temel yanlışlığı da burada.

    Maliyet ve ücretlendirme, işletmenin çok karmaşık konuları esasen. Biz burada böyle “lay lay lom, her şey kolay” modunda konuşuyoruz fakat kazın ayağı pek de öyle değil. Stoğun ne kadar sürede eritilebileceği, depolama, kargolama maliyetleri bile ayrı ayrı konuşulabilecek mevzular.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s