Geleceğin hukuğu nasıl olacak?


Geçenlerde Google+‘da başlayan bir sohbet üzerine hukuk üzerine bir şeyler yazmak istedim. Elbette geleceğin, ve bilim kurgunun gözünden.

Baştan söyeyeyim işim Hukuk değil. Bu konuda oldukça az bilgim var ancak geleceği tahmin etmek konusunda açık fikirliyimdir. O yüzden karşılaşılabilecek sorunları şimdiden konuşacaksak, bu sohbete bir faydam olabileceğini düşünüyorum.

Teknoloji ile etkileşimin değiştirdiği insan

Teknoloji bizleri yeni suçlar ve cezalar bulmaya yöneltiyor. Araba ya da uçak yokken o zamanın kanun koyucularının bu araçlarla ilgili kanunlar çıkartmasını düşünmek boşunaydı. Günümüzde de aslında, kanun koyucunun gelişmeleri öngörüp kanun hazırlamasını istemek saçma olur. Çünkü insanlık hayal ettiğimizden daha farklı yollara sapmaya açıktır.

Internet users by country world map

Ülkelere göre internet kullanıcıları (Photo credit: Wikipedia)

Örneğin 2006 yılında %18 olan internet kullanan nüfus oranı 2011’de tahminlere göre %35’e çıkmıştır. Artış hızı geometrik olduğu göz önüne alınırsa belki bir on yıl içinde dünya üzerinde %80’in üzerinde internet kullanımı sağlanabilir. Akıllı cep telefonları ile internete bağlanan/bağlanacak kitleyi de göz önüne alırsak bu çok daha hızlı olabilir. Hayatımıza giren internet ile özel hayatın gizliliği açısından sorunlar yaşanması kaçınılmaz gözüküyor. O sorunlar yaşanmaya başladığında yeni kanunlar gerekecek.

Yirmi, otuz yıl sonrasına bakıldığında

Yakın gelecekten biraz daha uzağa baktığımızda bambaşka yeniliklerle karşılaşacağız. Gözlük ekranında birisiyle konuşurken kaza yapan araba sürücüleri, otomotik arabası kaza yapınca suçlunun araç olduğunu iddia eden şöför, internet bağlantısı kesildiği için çevrimiçi sınavına gidemediği için kazı yapan belediyeye dava açan bir öğrenci gibi hayatın sıradan gözüken problemleri yanısıra daha büyük sorunlar da olacak.

Two different models of the C-Leg prosthesis

Two different models of the C-Leg prosthesis (Photo credit: Wikipedia)

Örneğin, biyonik kollu, bacaklı çocukla beden eğitimi dersi yapmak istemediğini söyleyen öğrenciler olacak. Veya kendi çocuklarının genetiği oynanmış bir çocukla aynı sınıfta olmamasını isteyen ebeveynler olacak. Beyne çip takıldığında o çipli insanların haklarının ne olduğu, çipsizlerin ne yapacağı tartışılacak. İlaçlarla yüz yılın üstünde yaşayanların sayısı arttığında gençlerin önünü açmak için ne yapılması gerektiği büyük sorunlar yaratacak.

Elli yıl ve daha sonrasına bakıldığında

İşler ileriye baktıkça daha da karışacak. Klonlamanın olduğu bir gelecekte, klonun ne olduğu büyük sorun olacak. Klon insan mıdır, yedek parça mıdır, yoksa sadece bir alet midir? Bu soruya cevap vermek zorunda kalacağız. Çünkü emin olun, klonlama yapılıp da klonlar aramıza karıştığında bir seneye kalmadan bir klon suça karışacak. Zihin makine eşleşmesini daha da arttırmış olursak, bedenden zihin transferini yapabiliriz. Böylece sadece silikonda yaşayan insan zihinleri ya da bedenden bedene geçen insanlarla karşılaşabiliriz. Böyle bir durumda bedenin ve canın eski anlamını yitirmesi kaçınılmaz. Zihni verisilosunda yedeklenmiş bir insanı öldürmek cana mı, yoksa mala mı kastetmek sayılacak? Hukukçular ve kanun koyucu bunları tartışacak. Peki köpekleri ya da büyük ihtimalle yunusları zeki canlılar haline getirdiğimizde onlara nasıl davranacağız? Onları insan statüsünde kabul etmek kolay olmayacak.

Fark etmeden geleceğe gidiyoruz

Yazdıklarım sizlere çok uzak gelebilir. Ancak fark etmeden geleceği yaşamaya başladık bile. Geçen hafta Türkiye’de de haber olan, yemekhanedeki yemeklerin fotoğraflarını çeken İskoç kızın hikayesi internetin gücünü gösteriyor. Bunun gibi daha bir çok örneği göreceğiz. Eğer geleceğe hazırlıksız yakalanmak istemiyorsak, başımıza gelmeden bu konularda kafa yormalıyız. Bunun için de en iyi yol bilim kurgu ile haşır neşir olmak. İşte size içinde geleceğin sorunlarını da anlatan bir kaç kitap:

Siz ne dersiniz? Bu konudaki fikirlerinizi lütfen yorumlarda paylaşın.

 

9 thoughts on “Geleceğin hukuğu nasıl olacak?

  1. Ben günün birinde, Amerika’daki jüri sistemiyle, şu anki sosyal medya mantığını birleştiren ve isteyen herkesin oy kullanarak bir kişinin suçluluk, suçsuzluğuna karar verebileceği (tabii bir takım moderasyonlarla) bunun geçerli olduğu mahkemeler olabileceğini düşünüyorum.
    Ve dahi bugün bile yavaş yavaş sisteme dahil olmaya başlayan bir şeyin evrilerek “anlık referandum” gibi bir mantıkla, tüm insanların demokrasiye temsili değil doğrudan katılabileceği bir sisteme geçilebileceği gibi bir umudum, temennim var.
    Ha ama bu arada ayrımcılık ve ırkçılığın ilerlemesi ile bu sistemin çok daha farklı bir dünya getirebileceğine de eminim. Umudum, sağduyunun kazanması.

    1. Ben jüri sistemini sakat bulanlardanım. Hele herkesin anlık oy verebildiği bir sistem daha da sakat olabilir. Böyle sistemler ortak aptallığa doğru evrilir ve bana sorarsan iyi sonuçlar veremez. Örnek: Popstar tarzı yarışmalar

  2. Yazınızı okurken aklıma Alfred Bester’in Yıkıma Giden Adam adlı kitabı geldi. Okumamış olanlar için yazının bundan sonrası spoiler içerebilir uyarısı yaptıktan sonra devam ediyorum. Kitabın sonunda işlenen suç cinayet dahi olsa verilen ceza çok insaniydi. Yasalara karşı gelebilecek bir potansiyelin idam cezası veya hapis cezası gibi ilkel bir ceza ile kaybedilmesi, toplumsal fayda açısından negatif bir etkiye sahipti kitaba göre. Bu nedenle hikayenin kahramanı, rehabilite edilerek topluma kazandırılıyordu. Tabi hafızasını da kaybediyordu yanlış hatırlamıyorsam.
    Buna benzer bir cezalandırmayı Harry Harrison’un Paslanmaz Çelik Sıçan adlı kitabından da hatırlıyorum. Kitaptaki ana karakterlerden biri (Angelina) bir suç dehası olarak yakalandığında, onu öldürmek yerine onu suça iten nedenler bulunmaya çalışılıyor ve kişiliğinden bu ‘hastalıklı’ özellikler uzaklaştırılarak bu “deha” topluma kazandırılıyordu.
    Gelecekteki hukuk konusunda sanırım benim de beklentim insanlık kavramının ulviyeti ve yaşamın kutsallığının toplumca ve hukuk sistemince onanması olurdu.
    Suçların sınıflandırılmasına gelince sanırım yine bilimkurgu’dan örnek verebilirim. Stargate ve Startrek serilerinde bırakın klonları, bildiğimiz fiziksel formlara dahi sahip olmayan yaşam ve zeka formları ile karşılaşılmakta idi. Robotların, androidlerin, holografik bilgisayar programlarının vb. hakları konusu da bir çok kez işlenmişti. Bu seriler her ne kadar hayal üzerine kurgulansa da çözüm olarak önerilen ve hangi biçimde olursa olsun hiç bir yaşam formuna zarar vermeme ilkesi her zaman bir izleyici olarak hoşuma giden bir ilke olmuştur. Yabancılar ile ilk kontaklarda ise saldırganlık görmeden asla saldırma, ihtiyacın bile olsa başkalarının rızası olmadan onların kaynaklarını kullanma, yardım istenildiğinde hiç bir zaman geri çevirme gibi ilkeler, alt metinlerde ne gibi ideolojiler içeriyor olursa olsun bana doğru gelen ilkeler.
    Sadece Bester’den bahsedecektim ama aklıma geldikçe yazdım. Son olarak aklıma Asimov usta’nın üç robot yasası geldi. Elbette robotlar için geçerli olsa da bu yasalar üzerinde düşünüldüğünde, sanırım ilk yasa tüm zeka formları için evrensellik taşımakta;
    bir robot (veya bir insan veya bir zeka formu vb ) bir insana (doğrudan ya da dolaylı) zarar veremez ya da bir insanin zarar gormesine seyirci kalamaz…

    Suçun ve savaşların olmadığı bir dünya özlemiyle…
    Saygılar

  3. Bunu daha iyi yorumlayabilmek için Hollywood’un son yirmi-otuz yılda çıkardığı bilim-kurgu filmlerini gözden tekrar tekrar geçirmek gerekiyor. İnsanlığın nasıl değişeceği zaten orada anlatılıyor. Makinelerin hayatımıza ne düzeyde girdiği ve gireceği, özgür beynimizin dahi nasıl robotlaştığı vesaire konulara güzel ışık(!) tutuyor. Tom Cruise’un başrolünü oynadığı Minority Report/Azınlık Raporu filmini izlemenizi tavsiye ederim. Oradaki sisteme göre Precrime/Suç Öncesi isminde bir düzen kuruluyor ve işliyor. Üç kâhin var ve insanın insanı öldürmesiyle sonuçlanacak olayları önceden görerek, oradaki, isimlerine artık polis diyeyim, kişilere bildiriyorlar. Bu polisler kâhinlerin öngördüğü olayın saatini, mekanını, kişileri bir ekranda dikkatle izleyerek tam/doğru bilgiyi elde ederek daha işlenmemiş ama işleneceğini savundukları suçu önlüyorlar. Tabi film iyi finanse edilmiş, sağlam yerlere gönderme yapıyor.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s