Geleceğe vurulan kilit


Gelecek her an üstümüze çökmek ister gibi yaklaşıyor. Bilim kurgu okuyucusu ya da bilimle, teknoloji ile ilgilenenler geleni heyecanla beklerken, çoğunluk olasılıklardan bile habersiz. Ancak bir grup var ki onlar korku ile olacakları gözlüyor. En büyük korkuyu teknolojinin gelişmesine ayak uydurmakta sorun yaşayanlar hissediyor. Bu korku hepimizi tehdit etmeye başladı. İnterneti sansürleten, okuduğumuza ve okuyabileceklerimize karışan bir topluma doğru bizleri götürmek istiyorlar. Türkiye için İran olmaktan korktuğumu söylemiyorum. Benim korkum Çin ya da İspanya veya SOPA’nın geçtiği bir Amerika olmak.

50 yıl öncenin iş fikri

Bu korkumun sebebi şimdiki ya da daha sonra gelebilecek hükumetler de değil. Benim korkum şirketler. En yenisi elli yıl öncenin iş modelini devam ettiren, müzik, kitap ve film sektöründen bahsediyorum. Onlar yeni yüzyılın sayısal olduğunu ve sayısal olanın da kopyalamasının kolay olduğunu anlayamayanlar. Büyük toplantılar yapıp yeni çağda aynı işi nasıl yaparız diye çözüm arayanlar bu şirketler. Oysa fark etmeliler ki artık onların zamanı geçti. Devam etmek için yeni yöntemler bulmalılar. Neden zamanlarının geçtiğini kitap sektörü üzerinden konuşalım.

Bir yazar ne kadar kazanır?

Türkiye’de ortalama kitap fiyatları 18TL civarı. Peki kitap basına bir yazar ne kadar alıyor dersiniz? İlk baskısı 1000 adet olan bir kitap için yazarın eline yaklaşık 2000TL geçiyor kabul edelim. Yazarların büyük çoğunluğu daha da az alıyor. Kitap başına vergiler hariç bir yazara 2TL düşüyor. Kalan 16TL’nin kabaca 4TL’si vergiye, 8TL’si dağıtıma ve satış noktasına gitse geriye yayınevine kalan 4TL oluyor. Peki kitap başına 4TL kazanan bir yayınevi iyi editör tutabilir mi? Bu yayınevi çevirmenine ya da daha önemlisi kitabını bastığı yazarına destek verebilir mi? Veremedikleri için bazı yayınevleri kendi kitaplarının bir kısmını korsan basıyor, çoğu ise doğru düzgün tanıtım yapamadığı için satması garanti kitapları çevirip Türk yazara destek vermiyor. Sonra da aynı yayınevleri gelip korsandan veya okunmadıklarından şikayet ediyorlar.

The cup that can only be half-full.Batacaklar ve hatta batıyorlar ancak bunu değiştirmeye çalışmıyorlar. Gelişen teknoloji ile bir kitabın İnternet’e düşmesi ve paylaşılması çok kolay. Yayınevlerinin elinde bunu engelleyecek bir araç da yok. O çok sevdikleri DRM bir çözüm değil. Okuyucuları yeterince önem verseler ve satılan kitapların seveni çok olsa İdefixe’nin Adobe DRM’li kitaplarının kilidi kimseyi durdurmaz. O kilidi açmanın yolu internette anlatılıyor.

 Kilitsiz ürünler

Yayınevleri satın aldığım kitabın özelliklerini kullanmamı zorlaştıran kilitler yerine okuyucusuna/müşterisine saygı duyan yöntemler geliştirmeli. Eğer benim malımın üzerinde anahtarı başkasında duran bir kilit varsa o benim değildir. Arabanızı kullanmak için sadece beş kişi seçmelisiniz ve onları da internetten onaylatmalısınız dense kabul etmeyeceklerin kitap için aynısını kabul etmelerini beklemek hayal olur. Oysa DRM’li kitap satan yayınevleri bize arabanızı kullanacağınız 5 yol seçin, sadece orada sadece siz kullanabilirsiniz diyor.

 Geliyor

Halbuki yayıncıların ister müzik ister film ister de kitap olsun öğrenmesi gereken biz tüketicilerin kendi malımızda kilit istemediği. Sizler de para kazanmak istiyorsanız, gelin ürünlerinizdeki kilitleri kaldırın. İster kendiniz satın ister en fazla etiket fiyatının %30’unu vereceğiniz bir internet satış kanalıyla anlaşın ve eserlere ulaşmamızı kolaylaştırın. Bugün siz bunu yapmazsanız yarın size içerik hazırlayanlar sizi atlayıp bunu yapacaklar. Müzisyenler başladı, yazarlar, radyocular ve ardından televizyon yapımcıları da gelecek. Yayıncıların artık geleceklerini düşünme ve biz tüketicilerle barışma zamanı geldi.

2 thoughts on “Geleceğe vurulan kilit

  1. Araba örneğin çok ilginc. İngiltere’de taşıt sigortası aynen öyle işliyor. Benim arabalar be motorsikletlerin hepsinde sadece ben ve kardeşimin ismi var. Benim araçları başkasının kullanabilmesi için öncelikle benden izin almaları gerekiyor, sonra da kendilerinin tam-kasko bir sigortalarının olması ve o sigorta poliçesinin başka araba kullanmayı engellemiyor olması. (Mesela benim arabalardan birisi benim çalıştığım yer tarafından sigortalanıyor ve onun poliçesi bu başka arabada geçmez yazıyor)… Tabii garajda üç tane de motorsiklet olunca maaşımın nereye gittiği belli oluyor galiba!

    Neyse, esas konuya geleyim. Parayı az kazanan yazarın çözümü aradakileri aradan çıkartıp müşteriye kendisinin gitmesi. Amazon tarzı yerlerde bu iş kolaylaştıkca yazarların kontrolü arttıkça bu işler biraz düzene girer diye ümit ediyorum.

    1. Araba sigortasında böyle bir olay olması anlaşılabilir aslında. Sen istersen başkasına arabanı kullandırtabilirsin değil mi? Sadece sigorta senin hasarını karşılamaz o zaman. Yoksa sigorta şirketiyle aranda bir anlaşma değil de devlete göre bir suç mu?
      Benim derdim şirketlerin DRM gibi yöntemleri ceza gerektiren suçlara dönüştürme çabası.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s