Bilim kurgunun getirdiği hayal kırıklıkları


NASA Earth from Space

Image by gnews pics via Flickr

Bugün size bir kitap incelemesi yazacaktım. Ancak cumartesi günü oğlumu uyurken izlerken onu nasıl bir geleceğin beklediği üzerine düşünmeye başladım. Türkiye’nin siyasi durumundan ya da bölgemizde olabilecekleri değil, insanlık olarak nelerle karşılaşacağımız aklımdaydı.
Dünyanın küçüldüğünü düşünenlerdenim. Babamın babası uçağa binmemişken ben kaçıncı uçuşumu yaptığımı unuttum. İnternet üzerinden Asya’da hiç bilmediğim bir kültürü yaşayan Singapurlu bir yazara ya da Amerika’da yaşayan bir başkasına kolaylıkla ulaşabiliyorum, onlarla fikirlerimi paylaşabiliyorum. Almanya’daki internet yasaklarını öğrenirken, onların da Türkiye’yi takip ettiğini görüyorum. Cebimdeki iletişim cihazı sayesinde tüm bu iletişimi herhangi bir yere bağlı olmadan gerçekleştirebiliyorum. Eşim bana istediği zaman ulaşabiliyor, işimin gerektirdiği çalışmayı her yerden gerçekleştirebiliyorum.

İşte bunu sağlayan cep telefonu gibi buluşlar kırk yıl öncesinin bilim kurgu romanlarında, dizilerinde bahsedilen, hayali kurulan aletlerdi. Hepimizin birer uçan arabası olmadı, ki olmamasının neden iyi olduğunu Charles Stross güzel anlatır ancak uçan otobüslerimiz oldu. Enerji konusunda kırk yıl öncesine göre çok ilerlemesek de enerji kullanımını verimli hale getirmek konusunda oldukça ilerledik. Tüm bu ilerlemeye rağmen çok büyük bir eksiğimiz var. Sadece Türkiye’nin de değil bu eksik. Ne yazık ki dünya çapında bir eksiklik yaşıyoruz.

Değerli okuyucu biz insanlık olarak uzayı unuttuk. Uzayda yörüngeden uzağa, Ay‘a ya da Mars‘a gitme hayallerimizden vaz geçmiş gözüküyoruz. Amerika’lılar NASA‘nın mekik seferlerini iptal etmesinin şokunu yaşarken bu konuya dikkat çekmek istedim. Mekikler pek de verimli çalışmayan oldukça da eski tasarımlar, onlardan neden vaz geçildiğini takmadım doğrusu. Ancak bizler bir uluslar arası uzay istasyonunu adam gibi çalıştıramıyoruz. Devasa araştırma labratuarları kurulmuş olmalıydı şimdiye kadar. Dünya yüzeyinde düşük ya da yüksek yerçekiminin insan üzerindeki etkisini araştırmak mümkün değil. Birleşmiş Milletler ya da başka bir birliğin önderliğinde bu araştırmaların yapılması gerekliydi. Kırk yıl önce Güneş Sistemine yayılmayı hayal etmişlerdi. Kolay bir hayal değil bu, neden hala gerçekleşmedi diye sormuyorum. Benim sorum, neden bunları istemekten vaz geçtik? Neden uzayı sadece GPS ve televizyon uydularıyla dolu bir yer haline getirdik.

Ben dünya yörüngesinden uzağa gitme hayalleri kuruyorum. En büyük düşüm bir gün şu alıştığım dünya yerçekiminden kurtulup, boşluğun içinde süzülmek ya da başka gezegenlerin çekim gücüne kapılmak.

Sizin bilim kurgudan edindiğiniz hayalleriniz ne? Hangileri gerçekleşti, hangilerini hala bekliyorsunuz?

Eğer bu veya başka yazıyı sevdiyseniz ya da sadece TürkçeBKF’ye destek olmak isterseniz Google+’da, Facebook’da, Twitter’da ya da başkasında bu yazıyı paylaşın. Bir tuşa basacaksınız ama bizim için önemli bir destek sağlamış olacaksınız.

10 thoughts on “Bilim kurgunun getirdiği hayal kırıklıkları

  1. Bence insanlık uzayla eskisinden olduğundan çok daha haşır neşir. Sayısız gök bilim araştırma uydusu, mars rover’i ve teleskop faaliyette. Sadece bu işi robotlara yaptırıyoruz ki mantıklısı da budur bence.

    1. Bana da hala yetersizmiş gibi geliyor. Düşünsene bundan 43 yıl önce dünya dışı topraklarda insanlar yürüyordu. Şimdi ise sadece bu küçük dünyaya sıkıştık kaldık. Yörüngeyi uyduyla doldurmak uzayda olmak demek değil.

  2. Ay’a gidiş, rekabet yüzünden olmuştu. Uzay yolculuğunun zorlukları ve insanlı yolculuğun maliyetini düşününce bugün olsa Ay’a robot bir rover gündermek çok daha mantıklı, ucuz ve etkin bir çözüm olurdu.

    Hatta uzaya gönderilecek robotların olabildiğince küçük boyutlarda, meta malzemelerden üretilmesi gerekir. İnsanlı uzay araçlarına harcayacak parayı yapay zeka araştırmalarına yatırmak daha mantıklı. Böylece inisiyatif kullanabilen, becerikli robotlarımız olur. Bu robotları Ay’a ve Mars’a gönderebiliriz. Bu robotlar orada üsler kurarlar ve insanın gelip yerleşmesi için hazırlık yaparlar. Böylece uzay yolculuğu sadece uzayı katetmenin zorluklarına indirgenmiş olur. Hedefa varınca karşılaşılacak olan zorlukların robotlar sayesinde önceden hafifletilmesi, hatta büsbütün ortadan kaldırılması uzay yolculuklarının maliyetini, riskini ve etkinliğini büyük oranda azaltacaktır.

    Nasıl ki bir yol olaşımı ve hareketliliği arttırırsa, robotlar da insanın uzay araştırmalarında yolu açan öncüler olacaktır. Bu kaçınılmaz geliyor bana. Bilmiyorum, düşüncelerimi mantıklı buluyor musunuz?

    1. ABD’de ve dünyada bir çokları senin gibi düşünüyor. Doğru bu işi yavaş ve emin yapmak istiyorsak robot göndermek en mantıklısı. Ama robotlarla duygusal bağ kurmak, ya da onların kahramanlık hikayelerini okumak mümkün değil. Böyle olunca robotlarla yapılan uzay çalışmalarına toplumsal destek azalıyor. Oysa kahramanların olduğu bir etkinlik daha çok destek bulur.

      Benim insan görmek istememin temel sebeplerinden biri bu. İkincisi de insanları uzay boşluğunda yaşayabilir hale getirebilirsek, bir gün belki ben de dünyayı uzaydan görebilir belki başka toprakları adımlayabilirim. Neden olmasın?

  3. Dünyayı uzaydan görmenin bir yolu var aslında… Çok yüksek çözünürlüklü stereo kameralar taşıyan avatar robotlar uzaya gönderilebilir. İşte o zaman evinden aydaki robotunla araştırmalar yapar, canın sıkılırsa avatar robotunu Mars’a giden en yakın robot otobüse bindirebilirsin… Tıpkı World Of Warcraft falan oynar gibi… Canın istediğinde online olur, canın istediğinde robotunu parka alırsın…. Böyle yüksek çözünürlüklü kişisel robot avatarlar oldukça küçük, hafif ve ekonomik olarak üretilebilir. Hatta bu avatarları okyanus dibine gönderebilir, amazon ormanlarına yollayabilirsin…

  4. Tabii bu avatar robotların uçabilen versiyonları da insana uçma zevkini yaşatır…. Şimdi buna benzer uzaktan kumandalı kameralı uçuş aygıtları yapılıyor. Benim kastettiğim bunların çok daha gelişmişi… 3D sanal gerçeklik gözlüklerinin 10K çözünürlüğünde olanlarını falan düşün…. Basit bir robot… ama görme sistemi gelişmiş… Hatta kızılötesi,mor ötesi görüşü var… Hatta ultrasonik ses görüşü var… Güneş enerjisiyle şarj oluyor… Ayda ve Marsda ve hatta jüpiterin uydularında bunların tamir ve bakımını yapan istasyonlar var. Bütün bu cihazlar hemen hemen tam otonom olarak çalışıyorlar… İnsanların kişisel avatar robotları var ve bunları dünyaya ve uzaya yolluyor… Bu müthiş olmaz mıydı? En az kendin gitmek kadar heyecan verici bence.

    1. Bunun benim için yeterli olması için tam bir zihin-makina eşleşmesi olması gerekiyor. Zaten zihnimi çipe yazdıysam bahsettiğin gibi robot uzantılarla dediklerin yapılabilir. Yoksa sadece görme ve işitme duyusunu tatmin eden bir sistem bana yeterliymiş gibi gelmiyor. Gene de avatarlar olsa en kısa zamanda bir tane edinmem demek değil bu🙂

  5. 1-1 eşleşme gerekmez. Çüzünürlük yüksek olur ve görme alanının kaplarsa (IMAX filmleri gibi biraz..) o zaman yeterince gerçek bir görüntü oluşur.

  6. En büyük hayal kırıklığımız, güneş sistemi ve yıldızlar arası ortamda araştırma seferleri düzenleyecek, Enterprise mürettebatı tarzı ekiplerimizin olamaması😦 Belki de, bilimkurgunun altın çağını yaşadığı yıllarda, o kadar çok kaliteli içerik ürettik ki insanlık ailesi olarak, kendimizi gerçekten uzayın fatihi olarak algıladık. Büyülü perdedeki hayalleri öyle özümsedik ki, gerçek sandık. Bilimkurgularımızda, siyah zemin üzerine yeşil text arayüzlü işletim sistemleri olan bilgisayarların yer aldığı uzay gemilerimiz vardı. Şimdi o zaman hayal edemediğimiz işlem gücüne ve renk cümbüşüne sahip tabletlerimiz, bilgisayarlarımız, telefonlarımız var, fakat yıldızlar arası ortamda dolanan insanlı gemilerimiz yok.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s