Muzır Neşriyat : Koruyanları Kim koruyor ?


Bugün size Fransa’da yaşayan ODTÜ‘de alınabilecek en büyük bilimsel ödüllerden birini alıp çalışmalarına devam etmek için Türkiye’den ayrılmış bir dostumun Nihal Engin Vrana’nın yazdıklarını paylaşacağım. Harakiri dergisine yapılanları öğrendiğinde tepkisini Twitter‘dan yazdığında bunları günceye yazmak isteyip istemediğini sormuştum. O da beni kırmayıp aşağıda okuyacağınız yazıyı yazdı. Eğer Türkiye’nin geleceğine önem verenlerdenseniz bu yazıyı okumanızı tavsiye ederim. Çünkü ne yazık ki bazen kültürümüzü korumak için yaptılarımız onu sakatlıyor. Çok da fazla zamanınızı almadan Nihal Engin Vrana ile sizi baş başa bırakıyorum. Yazı ve konuyla ilgili yorumlarınızı lütfen esirgemeyin.

Hara kiri dergisine harakiri yaptırılarak ne elde edildi ?

Hayatının ciddi bir kısmını çizgi romanlara adamış biri olarak, Türkiye’de çizgi romana olan ilginin ve çizgi roman üretiminin artışı beni mutlu ediyor. Ve Son iki senedir yaşadığım Fransa’da girdiğim çizgi roman dükkanlarda yakin zamanda bu islerin çevirilerini görmeyi dört gözle bekliyorum. Ama aynı ölçüde moralimi bozan bir olay daha yaşandı yakin zamanlarda. Oldukça kaliteli ve bence iyi niyetli bir derleme (buyuk ölçüde çizgi roman) dergisi olan Harakiri hassas devletimizin damarına istemeden fazla dokununca boyunun ötesinde bir para cezası aldı ve kendini kapatmak zorunda kaldı. İşin çizgi roman kısmı beni kişisel olarak daha çok alakadar etse de, bu çok daha yaygın bir sorun aslında. Üyelerine cesaretten çok ceza veren bir toplumuz ve bu üretim gücümüzü ciddi ölçüde sekteye uğratıyor. Ben bu olaya üç açıdan yaklaşmak istiyorum, bunlardan biri Kutlukhan Perker’in Amerika’daki basarili kariyerinin yanında yaptığı girişimin böyle suratına çarpılmasının « yurda dönüş » ruh hali üzerindeki etkisi. Bunu kendim de çok net hissettiğim için sanırım daha rahat anlatabileceğim.

1. Ceberrut bir çizgi roman karakteri olarak Devlet ve « Bizi bir arada tutan değerler »

Türkiye ahlak adına komisyon kurmanın normal karşılandığı nadir ülkelerden biri. Bu komisyonların herhangi bir kisiyi dedikleri ya da sanatsal edimleriyle ilgili değil de o sanatsal edimleri komisyonun nasıl anladığına dayanarak cezalandırma hatta mahkum etmek gibi inanılmaz bir yetkisi de var (Elimizdeki örnek, muhteşem ismiyle Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu). Bunun çılgın bir yansımasını su yazda Size dergisinin başına gelenlerden okuyabilirsiniz http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalEklerDetayV3&Date=&ArticleID=1055803&CategoryID=82

İşin kotu yani bu yetkilerin kullanılmaktan çekinilmemesi. Muğlak, çerçevesi çizilmemiş bir milli ve manevi değerler haritası giyotin gibi Türkiye’de bir şeyler üretmeye çalışan herkesin başında duruyor. Bir de bunun üzerine hakkaniyet sınırlarının da çok üstünde, söz gelimi bir derginin gelirinin yarısından fazlası (%40+KDV), maddi ceza vererek şeklen olmasa da aslen yayın öldürme kuvvetini de ekleyin; böyle bir ortamda Türkiye’de otosansürün önüne geçilemez. İnsanların daha yaratım aşamasında « acaba buna ne derler ? » diye düşünmeye başladığı bir ortamdan da kimseye hayır gelmez. Harakiri dergisinin mensuplarının Resmi Gazete’deki akıllara ziyan metne gösterdikleri anlaşılabilir şaşkınlıktan da bunu görmek mümkün. Siz bir şey diyorsunuz, birileri bunu istediği gibi anlıyor ve siz kendinizi savunmanıza izin verilmeden suçlu ilan ediliyorsunuz. Suçunuz da şu: “Türk halkını tembelliğe ve maceraperestliğe yönlendirmek, Evlilik dışı ilişkiye özendirmek.” Bu tarz kararları bizim için bir kurulun almasına tamam diyorsak, biz Türk halkı zaten acayip tembeliz ve de sonu karanlık bir maceranın içine çoktan düşmüşüz.

2. Yurda dönüş, yurtta dayak yiyiş

Ülke aidiyeti insanlık tarihinde kısa bir geçmişe sahip olsa da, çok kuvvetli bir his. Özellikle bu his, yurt dışında yaşanan her sene kat be kat artıyor. Bu da kişilerde, çalıştıkları alan ne olursa olsun, bir sure sonra bilgi ve becerilerini ülkelerine geri donup orada kullanma isteği yaratıyor. Türkiye bu tarz yurt dışı insan gücü açışından oldukça şanslı, ayrıca bu “gurbetçi” topluluğun çoğunun ülkeyi terk etme sebebinin ekonomik olması da göz önüne alınırsa, bu insanların uzun vadede geri dönmeleri buyuk bir olasılık. Bu surecin sağlıklı islemesinde en önemli soru nasıl karşılanacakları. İyilik yapmaya çalışıp bir de üzerine dayak yemeyi takdir edersiniz ki kimse istemez. Bu temelde Kutlukhan Perker’in başına gelen şey (Mesleğini Türkiye’de icra etmeye çalışıp, üzerine insafsız bir ceza yemek) ülkeye donup üniversitenin ve YÖK’ün ağlarına takılan araştırmacı ve öğretim görevlisinin de, sağlık sisteminin içinde kaybolan doktorun da, Türkiye’de yatırım yapmaya çalışıp emdiği süt burnundan gelen iş adamının da başına geliyor. Ve bu insanlar bir kere yaka silkince bir daha donmuyorlar, çünkü yaptıkları şeyin altında bir zorunluluk değil kültürel çekimin yarattığı bir istek var. Zarar istekten fazla olduğunda insanin doğal tepkisidir durmak. Bugün Kutlukhan Perker’in yapmak istediğini belki 5 sene sonra yurt dışındaki başka bir çizer deneyecekti; ama önünde böyle bir örnek varken simdi gerçekten dener mi?

3. Türkiye Dünyaya nasıl bir yaşam öneriyor?

Son olarak, Türkiye’de devletin tüm organları nasıl ülkenin şu anda Dünyada söz sahibi bir ülke olmaya çalıştığını anlatıyor. Yalnız kanımca bu söz sahipliğinin önemli bir ayağı kaçırılıyor. 80’lerde doğmuş bir birey olarak geriye dönüp baktığımda Amerika’nın gerçek gücünün hayatımda etkisi olarak gözümde şunlar canlanıyor

i. Globalize edilmiş Amerikan askerlerini (GI.Joe) oyuncak olarak kullanmam

ii. Amerika’da dar gelirlilere hizmet eden bir fast food markasının Kızılay şubesinin (McDonald’s) yarattığı izdihamın hatırası

iii. okuduğum sayısız çizgi roman

iv.NBA maçlarını canlı izleyebilmek için geçirdiğim sayısız uykusuz gece.

Gerçek politik güç, insanları günlük hayatlarında angaje edebildiğinizde ortaya çıkıyor ancak. Buna Kültürel Emperyalism diyebilirsiniz, ama eğer her kültürün bunu yapma yetisi olduğu bir ortam oluşursa aslında bu sizin dünyada ilerlemenizi sağlayan bir ögeye dönüşüyor (Saha eşitlendiğinde Çin Fast-food’u Amerikan Fast-Food’unu geçiyor mesela, ya da Japon çizgi romani kendi hayranlarını yaratabiliyor). İşte bu noktada Türkiye’nin kendine su soruyu sorması gerekiyor : “Ben insanlara nasıl bir hayat sunuyorum?” “Yapabilecekleri değişik ne öneriyorum?” .

Mazbut, her turlu dış etkiye kapalı bir hayat mi? Beğenmediğin şeyleri yasaklama yetisi mi? Bunlarla mi insanları kendimize yaklaştıracağız? Kafa kesmenin, kadın tokatlamanın normal ama iki insanin birbirini öpmesinin anormal olduğu bir ideal midir Türk İdeali? Türk dizileri mesela Balkanlarda ve Ortadoğu’da bu işlevi bir ölçüde görüyorlar, tüm kırpılmış hallerine rağmen. Bence toplumun muhafazakar, liberal her kesimi şu soruyu sormalı “Benim yaşamımı başka biri yaşamak ister mi?” Bu sorunun cevabi hayırsa, ülkede değiştirmemiz gereken şeyler var demektir. Ben anadili Türkçe olan biri olarak hissediyorum ki Türkçe’nin mizah kapasitesi çok yüksek ve bu düzlemde Dünya’ya söyleyecek çok şeyi var. Ama kendimizi böyle gereksiz ciddiye almaya devam edip, her turlu mizahi denemeyi ya hakaret ya da değerlerimize saldırı olarak değerlendirmeye devam edersek çok tatsız, tuzsuz bir toplum olacağız.

Toplumsal değerler adı üstünde Toplumun değerleridir, gerektiğinde toplum bunları zaten korur. Bunlar için komisyonlar kurmak, üreten insanlara aba altından sopa göstermek hem işgüzarlıktır hem de bindiğin dalı kesmektir bir nevi. Doğada bir tur ne zamanki gen çeşitliliğini kaybeder, o zaman dış etmenlere dayalı yok olma ihtimali artar. Modern toplumlarda da bunun karşılığı fikir ve yaşam tarzı çeşitliliğidir. Türkiye’nin yönetim kodlarında bir tektipleştirme her zaman mevcuttu, ama simdi susturulan o aykırı seslere bir gün koşullar değiştiği zaman ihtiyaç olacak. O zaman geldiğinde de bu son 30 yılın yasakçı zihniyeti bence çok da muhabbetle anılmayacak.

Bence Muzır Neşriyat Kurulu kapatılmalı, ismi de prezervatif markası olmalı.

Nihal Engin Vrana

Temmuz 2011

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s