O seri katil değil


Bugün sizlerle Kayıp Dünya’da öykülerini de keyifle okuduğum Mehmet KARDAŞ‘tan Dan Wells‘in üçlemesinin eleştirisini paylaşıyoruz. İncelemesi için teşekkürler.

John Cleaver Üçlemesi

Yazar: Dan Wells

Tür: Psikolojik Gerilim / Doğaüstü / Genç Yetişkin

Özet Görüş

Bir üçlemenin her kitabı bir öncekinden daha iyi olabilir mi? Oluyormuş demek ki! Son
zamanlarda karşılaştığım en ilginç ana karakterlerden birine sahip, bir solukta okunan çok iyi
bir seri.

1. Kitap: I’m Not A Serial Killer

272 Sayfa

Ben seri katil değilim!

Birinci kişi anlatımıyla yazılmış olan, kitabın ana karakteri John Cleaver, 15 yaşında bir
sosyopat ve tahmin edebileceğiniz gibi bazı sorunları var. Kendisinin seri katillere takıntısı
var, onları en ince detayına kadar araştırıyor, çünkü kendisinde de seri katil dürtüleri
olduğunun farkında. Ve onların ne kadar iyi tanırsa, kendisini de o kadar iyi tanıyabileceğini
düşünüyor. Dolayısıyla da bu dürtülere engel olabilmek için kendisine bazı kurallar koymuş.
Mesela, biri hakkında aklına kötü düşünceler gelecek olursa ona bir iltifatta bulunuyor.
Ya da birine gereğinden fazla bakacak olursa, o kişiyi bir hafta boyunca görmezden
geliyor. ‘Normal’ bir insan olmaya çalışıyor yani.

Ama John’un yaşadığı ufak kasaba Clayton’a, bir seri katil dadanınca işler değişiyor…

Ailesine ait morgda çalışan (!) John cinayetler arasında garip bir düzene rastlayınca katilin
peşine kendisi düşmeye karar veriyor. Ama katille oynadığı kedi fare oyunu sırasında da
koyduğu tüm kuralları teker teker yıkan John dürtülerini artık kontrol edememeye ve kendi
tabiriyle içindeki canavarı dışarı çıkarmaya başlıyor.

Kitabın sonlarına doğru heyecan doruk yapıyor elbette. Yazarın ilk kitabı olarak çok iyi bir iş
çıkardığını söyleyebilirim.

Sevdiğim sahnelerden birinden bir alıntı. Okulda zorba çocuklardan biri John’u sıkıştırır;

‘I’ve been clinically diagnosed with sociopathy,’ I said. ‘Do you know what that means?’ ‘It
means you’re a freak,’ he said. ‘It means that you’re about as important to me as a carboard
box,’ I said. ‘You’re just a thing – a piece of garbage that no one’s thrown away yet. Is that
what you want me to say?’ ‘Shut up,’ said Rob. He was still acting tough, but I could see his
bluster was starting to fail. He didn’t know what to say. ‘The thing about boxes,’ I said, ‘is
that you can open them up. Even though they’re completely boring on the outside, there might
be something interesting inside. So while you’re saying all of these stupid, boring things I’m
imagining what it would be like to cut you open and see what you’ve got in there.”

‘Bana klinik olarak sosyopati teşhisi konuldu, ‘ dedim. ‘Ne anlama geldiğini biliyor musun? ‘

‘Bir ucube olduğun anlamına geliyor, ‘ dedi.
‘Benim için bir karton kutuyla aynı ölçüde önemli olduğun anlamına geliyor, ‘dedim. ‘Sen
sadece bir şeysin – henüz kimsenin çöpe atmadığı bir şey. Bunu söylememi mi istiyorsun? ‘
‘Kapa çeneni,’dedi Rob. Hala numara yapıyordu ama havasının sönmeye başladığını
görüyordum. Ne diyeceğini bilemiyordu.
‘Kutuların şöyle bir yanı vardır, ‘dedim, ‘onları açabilirsin. Dışardan bakınca tamamen sıkıcı
olmalarına rağmen, içlerinde ilginç bir şeyler olabilir. İşte sen bana bu aptal, can sıkıcı
şeyleri sayarken, ben seni kesip içinde neler olduğuna bakmanın nasıl bir şey olacağını hayal
ediyorum.”

Not: Kitap doğaüstü (supernatural) öğeler içeriyor (fakat kurtadam, vampirler vs. gibi bilindik
şeyler değil. Orijinal bir şey var burada) ama bunu kitaba başladıktan 4-5 bölüm sonra fark
ediyorsunuz. Yani gerçeklerle örtüşen bir gerilim romanı beklerken, birdenbire fantastik soslu
bir esere dönüşünce şaşırmayın diye söylüyorum. İnternetteki incelemelere bakılırsa kitaptaki
bu ani dönüşüm bazılarını kitaptan soğutmuş çünkü.

Mehmet Kardaş’ın serinin iki kitabının incelemesi aşağıda devam ediyor.

2. Kitap: Mr. Monster

288 Sayfa

Bay Canavar

İşte serinin bence en iyi kitabı. Üçlemelerde ortadaki kitabın iyi olduğu pek görülmez ama
burada durum farklı. Konudan fazla bahsetmek istemiyorum ama serinin en karanlık kitabı
olduğunu da söylemeliyim. Çünkü ilk kitaptaki olaylar yüzünden John’un içindeki canavar
(Mr. Monster) artık dışarı çıkmıştır ve ipleri eline almaya başlamıştır. Kasabada ise yeni bir
katil vardır…

Özellikle son 100-150 sayfası o kadar yoğundu ki, geceleyin bitirene kadar elimden
bırakamadım. Bitirdikten sonra da öyle nefessiz bırakmıştı ki, gözüme uzun süre uyku
girmedi, sonu da uzun süre aklımdan çıkmadı. Tek kelimeyle muhteşem! Sırf bu kitap için
okunur bu seri.

3. Kitap: I Don’t Want to Kill You

336 Sayfa

Seni Öldürmek İstemiyorum

İkinci kitabın çok az bir farkla da olsa altında kaldı gözümde. Diğer iki kitaba göre biraz daha
uzun ama yine bir solukta okunuyor. Konudan söz edip keyfini kaçırmak istemem. Çok iyiydi
ve seriyi çok güzel bir şekilde sonlandırdı diyeyim sadece.

Son Söz

Hızla okunacak, ilginç baş karakteri ustaca kurgusuyla sizi gerecek, duygulandıracak,
eğlendirecek bir seri arıyorsanız John Cleaver serisini kaçırmayın. Empati duyamayan bir
karaktere empati duymanızı sağlayabiliyorsa bir yazar, bence iyi bir iş çıkarmış demektir.

Benim gözümde TV dizisi Dexter kadar iyi bir konumda bu seri. Farklı bir şeyler arayan
herkes en azından ilk kitaba bir göz atmalı.

İyi okumalar.

Mehmet KARDAŞ

One thought on “O seri katil değil

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s