Telif üzerine


© is the copyright symbol in a copyright notice

Image via Wikipedia

Arada sırada telif üzerine burada düşüncelerimi paylaşıyorum. Geçenlerde müzik piyasasının içinde, etkili ve işini buradan kazanan bir ajans sahibi Korsan müzik indiren sitelerin neden kapatılmadığını sorunca üzerinde bir şeyler yazmak gerektiğini gördüm. Yapımcılar ve sanatçılar kanunsuz olarak paylaşılan müzik eserleri yüzünden mağdur edildiklerini söylüyorlar. Ne yazık ki mağdur edilmenin ne olduğunu, nasıl mağdur edildiklerini açıklamaya gerek duymadan cezalar ile bahsi geçen sitelerin kapatılmasınını istemek bir çoğu için kolay bir seçenek.

Mağduriyet ne?

Oysa mağduriyet meselesini biraz açmak gerekiyor. Çünkü dijital eserlerin ortaya çıkması ve internet alt yapısının güçlenmesi ile artık eserleri kopyalamak çok kolay. Bu kolaylaşma eser sahiplerinde bir telaşa sebep oldu. Onlara göre her kendilerinden izinsiz kopyalama onların cebine girecek paranın kaybı olacaktı. Ne yazık ki araştırmalar telif ödenmeden elde edilen bu eserlerin aslında çok temel bir pazar sorununa işaret ettiğini gösteriyor. Örneğin gelişmekte olan ülkelerde yaşıyorsanız ve ticari kullanmayacaksanız bedava indirebileceğiniz Social Science Research Council’in Media Piracy In Emerging Economies raporunda ekonomilerine göre eserlerin fiyatları karşılaştırılıyor. Bu karşılaştırma sonucunda fiyatlarda nasıl büyük bir fark olduğu ortaya çıkıyor. Yani eser sahiplerinin kaçak olarak indirilen eserlerini bulamayan kişiler o eserlere zaten sahip olamayacaklardı.

Malesef telif sisteminde bu hakka sahip olduklarını düşünen eser üreticileri ve sahipleri telifin ne için olduğunu konuşmuyorlar. Telif sanatçıların para kazanması için midir? Eğer öyleyse her sanatçıya belli bir ücret ödense bu iş daha kolay çözülemez mi? Eğer sanatçıların ne kadar kazanması gerektiğine birilerinin karar vermesinden rahatsız olanlardansanız o zaman telifin ne işe yaraması gerektiğini konuşmamız gerekiyor.

Telif ne için var?

Telif 15’inci ve 16’ıncı yüzyılda matbaaların ortaya çıkması üzerine onlara düzen getirmek için ortaya çıkmıştır. El yazması kitapların çoğaltılması zorken matbaalardaki hızın kontrol edilmesi gerektiği düşünülmüştü. Çeşitli şekillerde yıllarca devam eden telifle ilgili yasalar sonunda Berne’de başlayan toplantılar sonunda eser sahiplerinin edebi ve sanat işleri üzerindeki haklarını korumak amacıyla uluslararası bir çatı oluşturulmuştu. Türkiye’de Berne Konvensiyonu, Roma Konvensiyonu ve TRIPS anlaşmalarına uymuştur.

Ancak bu kısa tarihçede bazı önemli noktalar gözükmüyor. Örneğin müzik eserleri sahiplerinin eserlerini kimin çalabileceğine dair bir kısıtlamaya hak kazanmalarının ne kadar yeni olduğunu bu tarihçede görmüyoruz. Çünkü ilk kayıtlar çıkmadan önce beste sahibi eserinin notalarının basılı satışından para kazanırdı. Ses kayıtları başladığında besteciler onların eserlerini plağa okuyan bu korsanlara karşı savaş açtılar. O zamanın korsanları ile eser sahipleri arasında bir anlaşmaya gidildi. Video kaydediciler çıktığında da benzer bir kavga yaşanmıştı. Televizyonlar yayınladıklarının kaydedilmesini istemediler ve büyük tartışmalar ve davalar yaşandı.

Telif hakkı fikrinin özü tehdit altında

Teknolojinin gelişmesi ile eser sahipleri tekrar bir kavgaya giriştiler. Bu kavga ne yazık ki öyle bir yere geldi ki telif hakkı fikrinin özünü tehdit etmeye başladı.

Telif hakkını korumak için eser sahipleri YouTube’da bebeğinin bir ünlü şarkıcının müziğiyle dans ettiği videosunu yükleyen anneye ceza kesmeye başladılar. Telif hakkını korumak için koca şirketler yayınladıkları müzik CD’lerinin içine casus yazılımlar yüklediler. Telif hakkını korumak için yayıncılar parasını verip aldığımız müzik CD’sini kopyalamamıza izin vermemek için türlü yollar denediler. Telif hakkını korumak isteyen komedyenler parasını verip onların şovuna gelen hayranlarını rezil ettiler.

Çözüm tüketiciyi düşman bellemek değil

İnternetle, bilgisayarla yetişen bir önceki nesilden daha geniş ufuklara bakan bir nesli düşman ilan ettiler. Teknolojinin değiştiğini anlayıp yeni yöntemler geliştirmeye çalışmadılar. Ellerindeki kozu kullanıp yasaklatma yolunu tercih ettiler. Yasaklarla Türkiye’de ve dünyada bir şey elde etme imkanları pek yok. İnternette bilgi bitlerle kolayca kopyalanıp paylaşılabiliyor. Sanıldığının aksine her zaman kolay takip edilemiyor. Bu yasakların sonucunda normal kullanıcının kullanım hakları kısıtlandı. Bilgili, eserlerin izinsiz kopyasını yapmak isteyene ise zarar verilemedi. Her yeni koruma sisteminin (DRM) çıktıktan kısa bir süre sonra kırılması buna bir işaret değil midir?

Telif sisteminin işlemezliği herkesi etkiliyor. Ünlü yönetmen Francis Ford Coppola telif hakları ile ilgili bir konuşmasında Balzac’tan alıntı yapmış. Balzac kendisinin bir eserini çalan genç bir yazar hakkında konuşurken “Bu genç insan benim eserimi aldığında çok mutlu” olduğunu söylemiş. “Çünkü sizden istediğimiz budur. Bizden almanızı istiyoruz. Önce bizden çalmanızı istiyoruz çünkü çalamazsınız. Size verdiğimizi alırsınız ve kendi sesinizle anlatırsınız ve böylece sesinizi bulursunuz.”

“Sanattan para kazanılmalı mı?”

Coppola daha da ileri giderek bir kaç yüzyıl önce sanatçıların eserleriyle para kazanmadıklarını hatırlatıyor. Bir hamileri olan zamanı hatırlatıyor, hatta kendisinin de sinemadan para kazanmadığını söylüyor. Belki bir çoklarını şaşırtacak bir yorum yapıp sanatın paralı olup olmaması gerektiğini ve sanatçının para kazanıp kazanmaması gerektiğini sorguluyor.

Böyle bir noktada yapılması gereken şapkamızı önümüze koyup düşünmek. Sanatçının nasıl para kazanacağını düşünmeliyiz. Sanat eserinin topluma nasıl ulaşacağını düşünmeliyiz. Büyük değişimlerin kıyısındayız eğer eser sahipleri ve yayıncılar yeni yöntemler bulamazsa el yazması kitap yazıcıları, nota kitabı basanlar gibi kaybolabilirler.

Güncelleme: Düşük cümle düzeltildi.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s