Korsanlığın sebepleri ve Cem Yılmaz’a tavsiye: Bedava+


Cem Yılmaz

Image via Wikipedia

eKitaplardan film ve oyunlara kadar bir çok üründe şirketler ve eserleri üretenlerin bazıları korsandan şikayetçi. Cem Yılmaz‘ın da oyununda cep telefonuyla çekim yapan birisine çıkışınca “korsan” kayıtlar tekrar konuşulur oldu. eKitapların yasal olanlarına ne kadar zor ulaşıldığını anlattığım bir çok yazıdan sonra daha geniş çerçevede “korsan” üzerine de bir şeyler söylemek isterim.

Geçenlerde yeni bir rapor yayınlandı. Gelişmekte olan ülkelerde medya korsanlığı(Media Piracy in Emerging Economies) isimli bu raporda Türkiye’den çok az bahsediliyor olsa da bizi de ilgilendiriyor. İnceledikleri ülkeler Güney Afrika, Rusya, Brezilya, Meksika, Bolivya ve Hindistan. ArsTechnica‘da da bahsedilen bu 440 sayfa raporun ne yazık ki hepsini okuyamadım. ArsTechnica’dan alıntı yaparsam korsanlığın ana sebebinin  yüksek fiyat düşük gelir olduğunu söylemişler. Küresel şirketlerin Amerikalı izleyiciye 15 Amerikan dolarına sattığı ürünün Türkiye ya da Rusya’da aynı veya yakın fiyatla satılması durumunda alım gücü farkından dolayı korsanın geliştiğini gözlemlemişler.

Şirket politikaları

Küresel şirketlerin bu politikalarına, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerdeki Müyap gibi kuruluşların davalık olan yaklaşımları eklendiğinde ne yazık ki korsan azalmaz aksine artar. MÜYAP’ın daha işe başlamamış bir web sitesinden lisans için 2.000.000TL (iki milyonTL) istemesi ve açılan dava ile ilgili ayrıntılı bilgiyi Mehmet Tez’in Milliyet’teki yazısında okuyabilirsiniz.

Cem Yılmaz ne yapsın?

Peki Cem Yılmaz gibi emeğinin çalındığını düşünenlerin ne yapması gerekli? Yazarlar, oyuncular, müzisyenler ve gözükmeyen diğerleri böyle bir ortamda ne yapmalı? Bana sorarsanız öncelikle kendilerini ve yaptıkları işi bizlere satmaları gerektiğini unutmamalılar. Bugün Türkiye’de DVD ya da kitap fiyatlarının pahalılığından dolayı o eserleri alamayan insanlar varsa ve bunun sonucunda “korsanlık” yolunu tercih ediyorlarsa onlarla başa çıkmanın yolu yasaları sertleştirmek değildir. Onlarla başa çıkmanın yolu o kitlenin satın alabileceği seviyede ürün sunabilmektir. Cem Yılmaz ve diğerlerine de tavsiyem Bedava+ yöntemidir.

Bedava+

Bedava+ ile ürün sahibi kendi eserinin bir bölümünü ya da hepsini internet üzerinden bedava sunar. Burada önemli olan okuyucu/izleyici/müşterinin o ürüne ulaşım yolunu kontrol etmeyi sağlamaktır. Eğer siz ürününüzün korsan kullanan kitleye ulaşmasını sağlayamazsanız sizin yerinize başkası bunu yapar. O noktada kontrolünüzü kaybedersiniz. Bunu önlemek için oyun şirketlerinin de uyguladığı bedava+ yöntemi ile kontrolü elinizde tutmalısınız.

Diyelim ki ünlü ve başarılı bir komedyensiniz. Mesela Cem Yılmaz’sınız. İş modeliniz de kapalı gişe oynayan oyunlar ile bir sezon izleyiciye ulaşmak, ardından da DVD satışları ile oyundan para kazanmaya devam etmek. Tek kişilik oyunlarınızda edindiğiniz şöhreti başka filmler için kullanıyor olsanız da asıl işiniz olan oyunların en azından siz DVDsini çıkartıncaya kadar paylaşılmasını istemiyorsunuz. Korkunuz eğer paylaşılırsa sizin oyununuza gelen sayısının azalacağı ve ününüzün azalması ile zarar edeceğiniz. Ne yazık ki yanılıyorsunuz. Çünkü:

  1. Kafasına koyan kötü niyetli birisinin sizin oyununuzun kaydını yapmasını engelleyemezsiniz. Geçenlerde yaptığınız gibi iyi niyetli, belki de sadece ailesiyle, sevgilisiyle oyundaki güzel sahneleri paylaşmak isteyeni yakalarsınız. Sizin eserinizin tanıtımını yapacak birisini rezil eder, düşman edersiniz.
  2. Oyununuzun kopyası ile anlatılamayacak bir sahne etkisi olduğu için onu evinde izleyenler aynı keyfi almayacaklardır. Evinde izleyenler ya da internette izleyenler imkanları olursa sizin oyununuza geleceklerdir.

Çözüm hayranlarınıza daha yakın durmak

Cem Yılmaz bunu okur mu bilmiyorum ama ona şu iki madde üzerinden tavsiyem hayranlarını fırçalamak yerine onlara ulaşmaya çalışmak olacak. Örneğin:

  • Çok iyi olmayan bir kaydını internete koysun. Bizler de onun sadece eski çalışmalarını değil yeni başarılı işini görebilelim.
  • Her oyunda parasını verip salona gelen izleyicisi için kayıtta olmayan bir şeyler eklesin. O oyun deneyimini özelleştirsin, şovun sadece görüntü ve sesten ibaret olmadığını göstersin.
  • Sitesinde bizimle iletişime geçsin. Onun oyununu veya oyunun parçalarını izlemeye geldiğimizde ona ulaşabildiğimizi görelim. Uzun uzun yorumlar yazmasına gerek yok, sadece siteyi ziyaret etmenin özel bir deneyim olmasını sağlasın.
  • Üstüne de sitesindeki eserleri daha sıkı kontrol edip sunabildiği bir yöntem geliştirsin. Bana siteden üzerine para ödeyerek ulaşabileceğim bir şeyler sunsun.

İşte bu sunduğu fazladan içerik BEDAVA’nın + kısmı olacak ve ona para kazandırmanın yolunu getirecek. Üstüne üstlük daha çok ziyaret edilen bu site sayesinde reklamdan para da kazanabilir. DVD’si çıktığında da sitede ilgi gören fazladan içeriği o DVD’ye ekler ve DVD’nin alınmasını sağlar.

Bedava+ çeşitlendirmeyi gerektirir

Bedava+ yöntemi ile eserinizle etkileşime giren onu eskisi gibi kolay kolay paylaşmaz. Cem Yılmaz benden özel bölümdeki şovundan skeçleri izlemem için 1TL ya da 2TL istese öderim. Emin olun bir çokları da bu parayı verir ve de bu ucuz eseri paylaşmaya gerek duymaz. Hele hele akıllı cep telefonundan 2TL’ye videolarını izleyebildiğimiz ve sosyal tarafı da olan bir programa düşünmeden bu 2TL verilir. O program bir de Cem Yılmaz’ın şovu olduğunda o şovu cebime canlı olarak verse, üstüne 2TL daha ödemekten çekinmeyecek çok kişi olacağını tahmin ediyorum.

Hayranlarınızı rezil etmeyin

Bedava+ yöntemi benim keşfim değil. Bu ve benzer yöntemler internette içerik yaratıcıları tarafından tartışılıyor. Ne yazık ki değişen zamanın etkisine karşı koymaya çalışan içerik üreticileri hala yüz yıl öncesinin yöntemlerini kullanmaya çalışıyor. “Korsan”la savaşmanın yolu ise yeni yöntemlerden geçiyor. Yasaklamaktan, hayranlarınızı rezil etmekten değil.

2 thoughts on “Korsanlığın sebepleri ve Cem Yılmaz’a tavsiye: Bedava+

  1. Bedava+ işi korsancılığı azaltmak için bence de çok iyi bir yol.

    Fakat ülkemizdeki asıl sorun üreticilerin mallarının korunması işini hep başka kurumların (devletin vs.) üzerine atması. E, resmi kurumların yapabileceği tek şey de yasaklar koymak oluyor haliyle.

    Belirttiğin gibi üreticilerin biraz da çuvaldızı kendilerine batırmaları, alternatif yollar üretmeleri gerekiyor.

    1. Bırak devleti, içerik üretenlerin bile bu işi tam anladıklarından şüpheliyim. Teknolojinin gelişmesi ve yeni yöntemlerin ortaya çıkması onların para kazanma şekillerini değiştirecek. Matbaa’nın gelmesi nasıl el yazması üreticilerini etkilediyse, günümüzde yaşanan teknoloji değişimi de eski yöntemerle çalışanları etkileyecek.
      Ne kadar çabuk bunu anlayıp cevap verirlerse o kadar iyi.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s