2010 biterken türe ve sektöre bakış


2009’da başladığım günce yorucu bir tempo ile bir senesini tamamladı. 2009 biterken sektörü incelediğim bir yazı hazırlamıştım. 2010 biterken hem türü hem de sektörde neler olup bittiğini görmek istedim. İşte o incelemenin sonuçları

Bilim kurgu ve Fantastik Edebiyat

Satış rakamları

İdefiks’te geçen seneki gibi bir inceleme yaptım. Ne yazık ki geçen sene 242 adet gözüken bilim kurgu kitapları bu sene 226’ya düşmüş. 580 adet olan fantastik kitap sayısı ise 593’e çıkmış. Bu sayılar kaç kitap çıktığına dair bize pek bir fikir vermese de piyasada bilim kurgu üzerine kitapların azalmakta olduğunu ve fantastik kitapların artışını anlatıyor. Bilim kurgu kitaplarındaki azalışın bir kaç sebebi olabilir. Birincisi ve en önemlisi okunmadığı için yeni kitap çeviren yayınevi pek kalmaması. İkinci sebep ise artık baskısı tükenen kitapların tekrar basılmamaları. Bu iki sorunun da çözümü bence dijital yayıncılığa geçilmesi. Yayınevleri kiminle çalışırlar bilemem ama en kısa zamanda ekitap işine sarılmalılar. Yayınevi editörlerinden ilgilenen varsa http://www.baen.com’a bakıp onların http://www.webscription.net sitesinde başarıyla yaptığı satışı inceleyebilirler.*

Türler ve ekitap

Hala alt türleri pek bilmiyoruz. Yeni kitaplar çıkartan yayınevleri sayesinde fantastikin alt türlerini yavaş da olsa görmeye başladık. Jim Butcher’ın Şehir Fantastiği kitaplarının çevrilmeye başlanması iyi yönde bir adım gösteriyor. Küresel ölçekte başarılı seriler hemen Türkçe’ye de çevriliyor, bu da yayınevi editörlerinin garantici olduklarını gösteriyor.

Yeni yayınevleri Türk yazarlara da yer veriyorlar. Böylece bu türlerde Türk yazarlar da okuma şansımız oluyor. Türk yazarlar daha çok fantastik türü tercih etse de bilim kurgu eserler veren yazarlar da var. Bu açıdan aslında küçük bütçelerle çalışan, yaptıkları işlerden tutkulu bir ruhla eserler ortaya sunduğunun düşündüren yayınevlerini kutlamak lazım.

Basılı dergi eksikliği

Türkiye’de hala eskiden çıkmış Atılgan’ın ya da Nostromo’nun yerine geçebilecek basılı bir bilim kurgu ve fantastik inceleme edebiyat dergisi yok. Ancak Türk yazarları edergiler ve web siteleri ile tutkularını okuyucu ile paylaşıyorlar. Ciddi iş yapan web siteleri ve edergiler var. Bunlardan bazıları beğenerek izlediğim ciddi bir  eleme süreci ile eserleri seçiyor ve yayınlıyorlar.

Yayınlanan eserlerin ne kadar okunduğu ise ayrı bir konu. Türk okuyucusunun bir şeyler okumaya olan isteksizliğinden bilim kurgu ve fantastik eserler de etkileniyor. eDergi ve web sitelerinde bedava olması sebebiyle maliyet etkeni de olmadığı düşünülürse ulaştıkları okuyucu sayısı hala çok düşük. Türe ilginin yokluğunu ve türle ilgilenmenin boşluğunu bir yazımda anlatmıştım.

Kötü duruma rağmen bir senelik günce serüvenimde, güçlü bir yazar kitlesinin gelişini gördüm. Forumlarda, sosyal paylaşım ağlarında bilim kurgu ve fantastike ilgili, bu konuda bir şeyler üretmeye hevesli çok kişi var. Önemli olan bu kitleyi harekete geçirip daha iyi bir noktaya taşımak.

Neler yapılabilir?

Doğrusu bu kitleyi harekete geçirmek için yapılabilecek şeyler sınırlı. Bir kısmı zaten insanların etrafında toplandıkları oluşumlar tarafından yapılmakta. Bunlar katılımcıları üretmeye teşvik etmek için öykü seçkileri, sosyal paylaşımı arttırmak için buluşmalar ve internette tek çatı altında toplanmak ve karşılıklı tanıtımı yapmak. Oysa daha yapılabilecek çok şey var.

Ekitap dağıtım ağlarında olunmalı

Örneğin benim 5 Mayıs 2010’dan beri Cin Büyüsü öyküme iBooks’dan, Nook kitap dükkanına her yerde bedava ulaşılabiliyor. Smashwords’de onaylı yayımcı olarak beş aydır yayınlanan öykümün toplam okunma sayısı 1300’lerde. Bunu her edergi çıkartan ya da seçki hazırlayanın yapması gerektiğini düşünüyorum. Ne yazık ki idefix’in ekitap satış ağına katılım zor fakat uluslararası ağlara katılmak daha kolay. Bu ağlarda isterseniz eserlerinizin satışını yapmanız da mümkün. Ancak daha da önemlisi elinde kitap okuyacak bir cihazı olan herkese ulaşmanızı sağlıyor. Bu konuda yardım isteyenler bana “turkcebkf at gmail nokta com” adresinden eposta atabilir ya da yorumlara yazabilirler.

Büyük şenliklerle görünürlük arttırılmalı

Bir başka yapılabilecek iş ise büyük ve eğlenceli bir şenlik yapmak olabilir. Tüm yayınevlerinin katıldığı, yazarların eserlerini imzaladığı, panellerde konuştuğu bir şenlik ya da toplantı konu ile ilgilenenlerin bir arada olmasını sağlayacağı için iyi sonuç verecektir. Bunun için ODTÜ’deki METUCon’la ya da İstanbul’daki büyük Conlardan biriyle birleşilebilir.

Podcast ve videopodcast oluşturulmalı

Bir başka eksik ise podcast ve videopodcastlerin olmaması. Bir radyo programı var tür hakkında ama en azından haftalık dört veya beş bir saatlik programı kurtaracak kitap, yazar ve yayınevi var Türkiye’de. Bunların oluşması ve bu konularda çalışma yapılması şart.

Yazar kulüpleri oluşturulmalı

Yabancı ülkelerdeki yazar kulüplerinin faydalarını okumuşsunuzdur. Zamanında ODTÜ’deyken Gülmece Topluluğunda yazar kulübü benzeri bir iş yapmıştık. Her hafta bir konuda kısa öyküler yazıp onun üzerinde tartışıyorduk. İki işe yaramıştı, hem sürekli yazma pratiği kazanmıştım hem de yazdıklarımın oldukça acımasız ve iyi eleştirilerini dinlemiştim. Böyle bir kulübe acil ihtiyaç var. Edergiler ve web sitelerinde çıkan yazılar belki böyle bir süreçten geçselerdi çok daha iyi olabilecek kalitedeler.

Yıl bitti, yer bitti

2010’un bittiği şu günlerde türe gönül vermiş hepinize iyi yıllar diliyorum. Bu hafta kendinize bir Türk yayınevinden çıkmış, Türk yazarlardan birinin bir kitabını alın. Sadece sizin desteğinizle ayakta durabilirler ve daha iyileri çıkabilir.

Yarışmamız hala devam ediyor. Kitap kazanmak için son günleriniz, unutmayın.

2011 için beklentileriniz neler? Yorumlarda paylaşın.

*İdefix’in ekitaplarını denemedim, aslında kimseye de tavsiye etmiyorum. Zor gerçekleştirdiklerini düşündüğüm projelerine laf etmek de istemem ama DRM’li olması hem de Adobe’nin çözümünü kullanması sebebiyle pek tutacağını zannetmiyorum.

/Güncelleme: @occultsearcher farketti, başlıkla bulletpoint kullanınca karışıyormuş. Düzeltildi.

8 thoughts on “2010 biterken türe ve sektöre bakış

  1. Zaten bir tek siz varsınız galiba Podcast yapan. Odtü’lüleri kayırıyor demesinler diye isminizi vermedim ben de.🙂
    Bu arada aldığım duyumlara göre sizin son Conan podcastiniz listeleri yerle bir etmiş. Başkalarının sizden öğrenecekleri var bence.

  2. Değerlendirmeler çok yerinde olmuş, eline sağlık.

    Bwnim özellikle yazar klüpleri ya da grupları hakkında birkaç diyeceğim olacak. Bence de gelişme adına en gerekli şeylerden birisi bu. Her ne kadar bir mekanda bir araya toplanıp eleştiri yapılmasının yerini tutmasa da internet üzerinden de yapılabilir bu iş. En azından Amerikan menşeli profosyonel olsun amatör olsun birçok site var bu konuda.

    Ama büyük bir site önderliğinde olmasa da, 4-5 kişilik bir grup bir araya gelir. Belirli aralıklarla (örn. 1 hafta) yazdıklarını sadece birbirleriyle paylaşır. Herkes diğerlerinin yazdıklarını eleştirir, eleştirilen de sadece dinler, eleştirilere karşı yazdıklarını savunmaz (ideal olarak). Böylece 1 hafta içinde bir şeyler yazmak gibi bir yükümlülüğü olan kişi yazmak için kendini teşvik edecek bir şey bulmuş olur ve eseri eleştirilmiş olur.

    Sonuç: Kesinlikle yapılmalı. Yapanlar varsa da ortaya çıkmalı ki, biz de katılalım😛

  3. HAftada bir öykü zorlayıcı olsa da iki haftada bir dijital ortamda toplanan bir öykü kulübü olabilir. Tek sorun kimse birbirinin öyküsünü okumuyor, internette herkes bir şeyler yayınlıyor ama başkasınınkini pek okuyan yok. Tanıtım yapıp bulmak gerekiyor.
    Bakalım belki kurarız.🙂

    1. Az kişinin olduğu (3 ya da 5 kişi) ve herkesin birbirinin yazdığına eleştiri yapması gereken (yazılanlar tamamlanmış öyküler olmak zorundada değil, sadece belirlenen aralıkta kişi neler yazdıysa o eleştirilebilir), kapalı bir ortam olmalı bence. Bir mail grubu olabilir mesela.

      İlgilenen çıkarsa bir şeyler yapalım derim ben🙂

  4. Arkadaşlar podcast değil de, Açık Radyo’nun her hafta cumartesi günleri saat 10:00 – 10:30 arası yaptığı ve fantastik kurgu temalı “Drakula İstanbul’da” adlı bir program var. Onu tavsiye ederim.

    Ayrıca hemen bir gün sonrasında, yani pazar günü, saat 12:10’da başlayan ve Sevin Okyay’ın sunduğu NTV Radyo’da yayınlanan bir program var. Daha çok gotik ve polisiye tarzı ilerlese de dinlemekten zarar gelmez.

    Bunun dışında Gökçe Bey’in diğer bahsettiği ayrıntılara da katılmadan edemeyeceğim. Düzenli şekilde bir araya gelinip tartışılır ve sorunun nasıl aşılacağı entellektüel bir ortamda konuşulur. Eminim bazı pürüzler aşılacaktır böylece.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s