Tobias Buckell’dan #bedava #oyku Tüm Çocukları Savaştı


Tobias Buckell sitemizde iki kere kitaplarını tanıttığımız başarılı bir bilim kurgu yazarı. Hala okumadıysanız onun kitaplarını edinip okumalısınız. Kendisinin Tides isimli öykü kitabında çok beğendiğim All Her Children Fought hikayesini tercüme edip yayınlamak istediğimi söylediğimde bizi kırmadı. HititGüneşi ekibinden Nejat Eralp Tezcan öyküyü tercüme ederek sizlerle paylaşmama yardımcı oldu. Şimdilerde Halo oyununun romanlarından Halo: The Cole Protocol‘ü raflarda bulabilirsiniz. Tobias Buckell’ın büyülü anlatımına sözü bırakıyor ve onun hayal dünyasına sizleri davet ediyorum.

Tüm Çocukları Savaştı

Albay Hodges Mia’yı bir kenara çekti. İriyarı asker, kadının kulağına fısıldamak için eğilirken madalyaları çınladı. Soluğu Mia’nın kulağını gıdıkladı.

Çocuğu evden fazla uzaklaştırmamak iyi olur, ani sesler onu telaşlandırabilir.”

Anlıyorum,” diye karşılık verdi Mia. Ufak tefek çocuk zaten içeri alınmıştı. Herhangi bir sıradan çocuğun aksine evi keşfetme, hatta şöyle bir gözatma, merakına yenik düşmemişti. Kapıda durmuş emir bekliyordu.

Herhalde öyledir,” dedi albay. “Psikologların bunu neden bu kadar önemli bulduğunu daha anlamış değilim.”

Mia dişlerinin arasından tısladı. “O bir çocuk.”

Albay Mia’dan uzaklaştı, kollarını kavuştururken pazuları kumaş kaplı pistonlar gibi kaydılar.

Öyle diyorsanız öyledir. Bir hafta sonra geri geleceğim… ve size iyi günler dilerim, hanımefendi.”

Küçük çağlayanın etrafından yürüyüp kapıdan çıktı. Turbo pervanelerinin gürültüsü uzaklarda kaybolana kadar Mia bekledi.

Küçük oğlana bakmak için döndü.

Aslında küçük değildi, sadece kontrolluydu. Koyu, ifadesiz gözlerle ona bakarak teras basamağında oturuyordu.

Albay Hodges bana adını söylemeyi unuttu.”

Bana atanmış bir kod adım var.”

O nedir peki?”

Aiden. Yedi iki sıfır dört. Neden buradayım? Kapsamlı olarak eğitildiğimi sanıyordum?”

Hazırsın, Aiden. Ama yola çıkmadan önce bir süre dinlenmeni istiyorlar.”

Her gün kalk borusu çalana kadar altı saat dinlenirim. Bu yeterli değil mi?

Mia gülümsedi ve terasta yürüyüp çocuğun yanından geçti.

Bedenin için yeterli küçük adam, ama ruhun için değil. Şimdi eşyalarını al ve içeri gel.”

Aiden söyleneni yaptı, gıcır gıcır bir asker çantasını kaptı ve Mia’nın peşinden mutfağa gitti.

Karnın aç mı?”

Sabah tayınımı aldım.”

Mia raftan göz alıcı renklere sahip sert şekerlemelerle dolu bir kavanoz aldı ve açtı.

Bunlardan bir dene.”

Aiden vişne kırmızısı bir tanesini dikkatle tattı. Kalanları da göğüs cebine doldurdu.

Teşekkür ederim, hanımefendi. Sevdim.”

Mia çocuğun kışladayken ne kadar şeker yediğini merak etti. Herhalde haftada bir kaç parça yiyiyordur, yemeği dengelesin diye vitaminli olanlarından. Saat hala erkendi. Mia oğlana bir sandviç verdi, çocuk da onu başka bir fermuarlı cebe tıkıştırdı. Sonra da evde dolaşabilsin ve yeni çevresini tanıyabilsin diye onu yalnız bıraktı.

Böyle şeylere en iyi yaklaşımın işi aceleye getirmemek olduğunu biliyordu. Her ne olacaksa kendi doğallığında olmalıydı. Aiden evini dolaşırken Mia da biraz kestirdi.

• • •

Onu Aiden uyandırdı.

Kusura bakmayın, hanımefendi.”

Bana Mia deyebilirsin.”

Ha-… Mia. Antrede bir kılıç var. Ona bakabilir miyin?”

O kılıç onları her zaman çekiyor, diye düşündü Mia. Onlara kendilerini yakın hissettikleri bir şey oluyor.

Lütfen keyfine bak.”

Mia mutfaktan geçip Aiden’in arkasından antreye gitti. Aiden kılıca baktı ve sıçrayıp tek bir kıvrak hareketle onu çengelinden çıkardı. Yere bir kedi gibi düştü ve kılıcı kınından sıyırdı.

Katana.” Bir sandalyenin çevresinde döndü, görünmeyen bir düşmanı takip ediyordu. Küçük, pürüzsüz hareketlerle kılıçla birlikte salınıyordu. “Çok güzel.”

Silahı iki parmağında dengeledi sonra da yere bıraktı.

Hala talim yapmam gerekiyor mu?”

Hayır. Sadece eğlenmene bak. ”

Mia çocuktan bitkileri kesmeyeceği sözünü alarak, onu bahçede kılıçla çalışmaya gönderdi. Akşam yemeğinden sonra çantasını boşaltması için onu küçük yatak odasına götürdü.

Aiden’ın odasının ışığı saat tam sekizde kapandı.

• • •

Ertesi sabah Mia küçük, zorlanan soluklar duyarak uyandı. Aiden’i terasta şınav çekerken buldu. Bitirene dek sabırla bekledi.

Kahvaltı?”

Lütfen, hanımefendi.”

Mia.”

Mia ağır ağır mutfağa seğirtti ve çırpılmış yumurta hazırladı. Aiden masada yemeğine gömüldü.

Yumurtayı beğendim… Mia,” dedi.

Sevindim,” diyerek çocuğa gülümsedi Mia. Bitirince Aiden kendi bulaşıklarını yıkadı ve kılıçla dışarı çıktı.

Mia da koltukta şekerleme yapmak için oturma odasına geçti.

• • •

Mia,” Aiden onu uyandırdı. “Öğle yemeği saati geldi. Benim yemek yapmamı ister misin?”

Hayır, çocuğum, teşekkürler. Hala yapabilecek gücüm var.” Mia koltuğu eski haline getirdi ve ayağa kalktı. Aiden bir şeyle bocalıyor gibi görünüyordu, sonunda baklayı çıkardı.

Çok uyuyorsun.”

Mia kahkahayla güldü.

Evet, öyle. Yaşlanıyorum. Yoruluyorum. Senin enerjinin bir gıdımı bile bende yok.”

Öğle yemeği için hindili soğuk sandviçler hazırladı. Kuytuya yerleştirilmiş küçük masada çocukla konuşmaya başladı.

Annenle babanı hatırlıyor musun, Aiden?”

Annemle babam doğduğumda beni talim için vermişler. Onları hiç hatırlamıyorum.”

Hiç onları merak ettiğin oluyor mu?”

Hayır.” Aiden bunu herhangi bir şey hissetmeden söylemişti.

Annenle babanın yerini ben dolduracağım,” diye açıkladı Mia. “Hiç değilse bir haftalığına. Pek uzun bir çocukluk sayılmaz ama hiç yoktan iyidir.”

Aiden’in yüz ifadesi hiç değişmedi; sert, denetim altında tutulan bakışları vardı.

Masadan kalkarken, “Bulaşıkları ben yıkarım,” dedi.

Hayır, ben yıkarım. Sen kılıçla bahçeye çık ve keyfine bak.”

• • •

Bir saat geçmemişti ki Mia bir çığlık duydu. Bulaşığı bırakıp dışarı fırladığında Aiden’in taş yoldan kalktığını gördü, kılıç ayaklarının dibindeydi.

Özür dilerim, Mia,” dedi çocuk. “Ayarlayamadım.”

Mia içinden özsuyu sızan ince sürgünü kılıcın kenarından eliyle itip attı.

Sen iyi misin?”

Evet. Kuşlar gördüm… kışlada hiç görmemiştim. Dengemi bulamadım.”

Mia ona sıkıca sarıldı. Aiden ne onu geri itti ne de direndi. Mia bırakana kadar bekledi sonra da bir adım geriledi.

Gidip yaralarımı temizleyeyim.”

Mia onun küçük bedeninin eve gidişini seyretti.

Ona verdikleri onca fiziksel eğitime rağmen savaşta kullanacağı şey bu değildi. Bu çocuğun en değerli yeteneği yaratıcılığında, reflekslerinde ve sadakatinde yatıyordu. Savaşı simülasyonlar ve bilgisayarlar yönetirdi. İleri düzey savaşçıların seri bir el-göz uyumuna ihtiyaçları vardı, yalnızca gençlerin verebileceği türden bir el-göz uyumuna.

Ve küçük bedenler daha uygun yakıt oranlarına olanak tanıyordu. Mia iç geçirdi. Küçük bedenler zifiri savaş alanlarının boşluğuna cansız saçılıyorlardı.

Aiden bir yıldız gemisini it dalaşında idare edebilirdi, ama daha kendi bedenine alışamamıştı.

• • •

Ertesi sabah Mia onu bahçede yardım etmesi için yanına çağırdı. Bitkileri sulamak, yenileri için yer kazmak, şelalenın çevresindeki taşları düzenlemek. Aiden’in hevesinde bir de hassasiyet vardı. Bitirdiğinde her taş yanındakini sıkıştırarak yerleşmişti, her biri onun titiz ama güçlü elleriyle yerleştirilmişti.

Bahçenin kokusunu seviyorum,” dedi.

Ben de.”

Düzenlenme şeklini beğendim. Şelale teras manzarasını örtüyor, bahçeye girenleri de bir kuşatma manevrasına zorluyor. Ağaçlar ve çalılar korunak sağlıyorlar ama girenleri de, istendikleri ve yönlendirildikleri yerde, yani yolda tutuyor.

Ben burayı tam olarak öyle görmüyorum,” diye karşılık verdi Mia, aslında işin gerçeği, bu değerlendirmeyi daha önce defalarca duymuştu.

Aiden’in aklında başka bir şey vardı. Yüzünü buruşturdu. “Öbür çocuklar nerede?” diye sonunda sordu.

Mia ayağa kalktı.

Ne demek istiyorsun?”

Albay burada bir plaj olduğunu söylemişti. Farklı olduğumu ve orada başka çocukların olduğunu biliyorum. Onları görebilir miyim?” Mia için için gülümsedi.

Elbette görebilirsin. Seni yarın götürürüm.”

• • •

Mia, Aiden’le birlikte sabah erkenden yola çıkıp onu sahilin, oturup usulca yükselip alçalan kumları görebilecekleri en uzak ucuna götürdü. Uzaktan uzağa gelen neşeli çığlıklar denizin üzerinden onlara doğru esintiyle taşınıyordu.

Ama gidip onlarla oynamama izin vermeyecek misin?” diye sordu Aiden.

Hayır,” diye yanıtladı Mia.

Aiden sessizce oturdu ve çocukların kıvrılan dalgalara doğru koşup gerisin geri kıyıya sürüklenişlerini seyretti. Huzurlu ana babalar şemsiyelerin altında oturuyorlar, arada bir kitaplarından başlarını kaldırıp bakıyorlardı.

Onları korumam gerek,” dedi Aiden. “Gidip savaşma nedenim onlar.”

Evet.”

Aiden başını kaldırıp göğe baktı ve uzaya fırlatılmış bir geminin bıraktığı uzun, beyaz duman izine işaret etti.

Bunlardan birini uçuracağım, bunun için eğitildim. Seri, hiper sıçrayışlı taşıyıcı kruvazörlerle yapılan uzak mesafeli sokulmalar neredeyse anlık saldırıları mümkün kılar. Şaşırtma her zaman en iyi yöntemdir,” dudaklarına kolay gelen bir düsturla başladı. “Düşmanı aslında olduğundan daha kalabalık olduğuna inandıracaksın, o karmaşada vurup kaçacak sonra da sıçrayacaksın. ”Bilinçsiz hareketlerle ellerini kıpırdatıyor, yalnızca hayalinde yerine getirilen emirler veriyordu. Ama algı donanımı olmadığından hiçbir şey olmadı. Megatonluk patlamalar çevrelerini yerle bir etmedi. Martılar hala havada dönüyor ve ciyaklıyorlardı.

Aiden gözlerini kırpıştırdı ve ellerini sıcak kayanın üstüne bıraktı.

Mia?”

Evet.”

Oradaki tüm çocukların anne ve babaları var. Sen benim annem misin?”

Bir anlamda. Bir haftalığına.”

Annem olduğun için mutluyum, Mia. Suda oynayabilir miyim, buralarda, kendi başıma?”

Mia yalandan bir gönülsüzlükle kabul etti, ama onun, tıpkı sahilin yukarısındaki ve aşağısındaki diğer çocuklar gibi dalgalara dalışını görmek için içi içine sığmıyordu.

• • •

Aiden haftayı çocuk olmayı öğrenerek geçirdi. Şöminenin karşısında birbirlerine sokulup çizgi film seyrettiler. Kurabiye yaptılar. Ve arada bir, rahatladığında, Aiden güldü.

Yedinci gün turbo pervanelerinin sesiyle açıldı ve Mia bir kez daha Albay Hodges’u karşılamak için bahçeye çıktı. Aiden asker heybesi elinde şelalenin yanında durmuş, sabırla alınmayı bekliyordu.

Gitmeden, Mia Aiden’e sımsıkı sarıldı.

Buraya geldiğin için teşekkür ederim,” dedi, gözlerinin ıslanmasına izin vermemeye çalışarak.

Teşekkür ederim,” diye karşılık verdi çocuk. “Annem olduğun için teşekkür ederim.”Gökyüzüne baktı. “Bunu her zaman hatırlayacağım. Oraya gittiğimde, durum ne kadar kötü olursa olsun, her zaman başka bir yer daha olacak. ”Mia’yı yanağından öptü, dudakların ince, narin bir dokunuşuydu, özenle ölçüp biçilmişti, öte yandan ne kadar kendi olabiliyorsa o kadar özgürdü.

Küçük asker Mia’nın kollarından sıyrıldı ve bahçeden çıkıp intikal aracına doğru gitti.

Albay Hodges Mia’ya küçük bir kart verdi. Bakıcılık işinin ücreti.

Eğitimciler iyi yapılmış bir iş için size teşekkür etmemi istediler. Psikologlar elde ettiğiniz sonuçlardan her zaman etkileniyorlar.”

Mia yalnızca insana dönüştürdüğü küçük insan makinalarını düşünüyordu. Onlara sonuç vermiyordu; onlara en alt tabakadan daha fazla ihtiyaç duyulan başka bir şey veriyordu.

Onları seviyorum, Albay.”

Albay Hodges bahçede göz gezdirdi.

Annemi hatırlıyorum,” derken düşünceliydi. “On yıl önce öldü.”

Mia gülümsedi ve adamın yanağını usulca okşadı.

Eğer görevlerden zamanın olursa bahçede her zaman yardım edebilirsin çocuğum.”

Albay uzun saniyeler boyunca umursamazcasına öylece durdu. Sonra demirden yüz hatların bir şey karıştı.

Olabilir, hanımefendi. Olabilir.”

Albay Hodges selam verdi ve şelalenin çevresinden dolanıp gitti.

Mia turbo pervanelerini dinledi, sonra da küçük intikal aracının göğe yükselip hızlanışını seyretti. Kaç kere arkalarından bakarsa baksın, çocuklarını gidişini görmek yine de onu üzüyordu. Onları o dünyaya salmak yine de üzüyordu.

4 thoughts on “Tobias Buckell’dan #bedava #oyku Tüm Çocukları Savaştı

  1. Hmm Ender’s Game dünyasında geçen bir hikaye gibi hissettim açıkçası. Yalnız anlayamadığım bir nokta var; çocuk insan mı yoksa robot mu? İlk anda insan olduğunu düşündüm sonuna doğru ise robot olduğuna karar verdim😀

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s