Kötü demokrasi, iyi diktatörlük ikilemi


the cover of a novel, Legend of the Galactic H...

Roman kapağı Wikipedia'dan

Legend of the Galactic Heroes‘un birinci sezonunu yani lk 24 bölümü daha önce incelemiştik. İkinci sezonu oluşturan yirmisekiz bölümü izledikten sonra tekrar bu diziye dönmeyi ve yeniden incelemeyi gerekli olduğunu düşündük. Neden neredeyse yirmi yıl önce başlamış bu dizinin onbeş yıl önce gösterilmiş bölümlerini sizlere tavsiye ettiğimiz ve Yoshiki Tanaka‘nın dehasına saygımızı tekrarladığımızı aşağıda bulabilirsiniz.

Legend of the Galactic Heroes (LotGH) epik bir askeri bilimkurgu hikayesi. Doğrusu Tanaka’nın bu eserini Japonca orjinal dilinde okumayı çok isterdim ancak İngilizce animesi ile yetiniyoruz. LotGH’nin ilk sezonunda Reinhard von Lohengram’ın üç parçalı galaksideki güçlü imparatorluğu içeriden ele geçirişini izlemiştik. Bu yola girişmesinin sebebi olan kız kardeşi ile arasının açılması ve en yakın arkadaşını kaybetmesine sebep olan olaylar sonunda tüm kontrolü kendinde toplamıştı Reinhard. Genç Kaiser’in baş danışmanı olarak askeri ve politik gücü elinde tutuyordu.

İkinci sezonda Reinhard’ın galaksiyi fethetme kararını gerçekleştirmeye başlamasını izliyoruz. Uzay seyahatinin koşulları gereği sadece iki koridordan demokrasi ile yönetilen Free Alliance’a saldırabilmektedir. Birincisi Free Alliance amirali Yang Wenli’nin imparatorluktan ele geçirdiği Iserlohn uzay kalesinin koruduğu geçit ikincisi ise tarafsızlığı sayesinde zenginleşen ve ticari bir meritrokrasi ile yönetilen Phezzan’dır. Reinhard galaksiyi fethetmek için planlar yaparken Alliance tarafındaki kahraman Yang Wenli ise aslında demokrasi ile yönetildiğini düşündüğü birliğinin yavaş yavaş diktatörlüğe dönüştüğünü görmektedir. Yeni yönetim kahraman istemediği için onu yok etmek istemektedir.

Bu şekilde başlayan ikinci sezon Reinhard’ın galaksiyi ele geçirmesi ile bitiyor. Belki sonunu söyledim diye bana kızacak olan okuyucularım üzülmesinler bu 1453’de Fatih İstanbul’u fethetti cümlesi gibi açıklayıcı ama oldukça eksik. Reinhard’ın mücadelesi hem taktik hem de stratejik açıdan çok etkileyici ve politik ve askeri boyutları ile baş döndürücü. Sezon finaline doğru tam da taktik ile stratejikin etkileşimi ve kesişimi üzerine başarılı bir örnekle bitiyor. Ancak LotGH’un ikinci sezonunu çok beğenmemin sebebi savaşlardan ziyade siyaset üzerine Tanaka’nın gözlemleri.

Bozulmuş demokrasi

Tanaka Free Planets Alliance’daki Yang Wenli karakteri üzerinden asker ile hükümet ilişkisini, demokrasi ve onun meziyetlerini, demokrasinin nasıl otoriter yönetime dönüşebileceğini sorguluyor. Wenli’nin savunduğu “kötü bir demokrasinin iyi diktatörlüğe yeğdir” art arda test ediliyor. Tanaka’nın bu soruya Wenli ağzından cevabı kötü demokrasilerin düzelme şansı olduğu ancak diktatörlüklerin baştaki kişiye bağlı olduğu için çoğunlukla yönetimi altındaki insanlar için kötü sonuçlar doğurduğu. Tanaka bu çerçevede asker, sivil yönetim ilişkisi gibi bu aralar Türkiye’de de konuşulan konularda yıllar öncesinden fikirlerini açıklıyor. Bunu yaparken de başarılı örneklerle aslında demokrasinin ne kadar zor korunduğunu anlatıyor. Amiral Yang Wenli’nin siyasete atılmak isteyip istememesi gibi oldukça açık gözüken noktalardan başka bir de emirlere itaat gibi sorular üzerinden karakterleri zorluyor. Yanlış olduğunu düşündüğü bir emre asker uymalı mıdır? Bu sorunun cevabını da ancak insanlık dışı bir durum varsa emirlere uyulmaz onun dışında asker uymalıdır cevabını veriyor. Yang Wenli üzerinden savunduğu düşünce ile askeri yönetimin bir aracı haline getiriyor. Ona göre askerin başka bir sorumluluğu yoktur. Wenli daha küçük bir devletten yana ve şimdikinden ziyade ilk çıktığı zamanlardaki gibi özgürlükçü bir bakış açısı var.

İyi diktatörlük

Reinhard tarafında ise başka bir fikri anlatıyor. İyi bir diktatör, insanların gerçek yeteneklerini fark edip onlara şans tanısa ve halkı kurtarsa ne olurdu? İmparatorluğun aradığı kurtarıcı oluyor Reinhard, halkı tarafından sevilen, ordusu tarafından neredeyse tapınan bir kumandan. Reinhard bir liderin sahip olabileceği en iyi özelliklerle donanmış. Her zaman ön safta ve doğru olduğunu bildiği için engel tanımıyor. Emrindekilere güveniyor ve sorumluluk verip gelişmelerini sağlıyor. Yönetime getireceği insanlar için yetenek dışında bir kıstas taşımıyor. Kandırılamaz, yolundan çeldirilemez bir lider oluyor. Monarşi ile yönetilen bir devleti daha liberal bir noktaya taşımak için çalışıyor. Güçlü bir devlet ile sorunların çözülebileceğine inanıyor.

Sonuçta kim haklı?

İkisi de idealleştirilmiş olsa da hataları var. Reinhard’ın imparatorluğun sahibi olduğunu düşünmesi ve içindeki halka bazı yeni haklar ve fırsatlar getirmesine rağmen onların hayatlarına değer vermemesi hatası. Diğer tüm özellikleri iyi olsa da bu hatasından dolayı kybetmeye mahkum gibi. Wenli ise tam tersine insan hayatına çok değer vermesine rağmen, sihirli bir el demokraside sorunları çözecekmiş gibi davranıyor. Askeri müdehale yapması istendiğinde ve politik güç ona teklif edildiğinde reddediyor çok iyi ama bildiklerini halkla paylaşmayarak onlara haksızlık ediyor. Eğer kötü bir gidişat varsa ve demokratik olduğunu düşünen bunu görüyorsa paylaşmaması da suç değil midir?

Tanaka bu iki askerin üzerinden fikirleri çatıştırıyor. Dikkatli bir izleyicinin gözünden kaçmayacak bu çatışma fazla öğretici olmadan galaksinin devasa büyüklüğünde devam eden bir savaşın arka planında gerçekleşiyor. Sonunda kötü demokrasi kaybediyor ve iyi diktatörlük kazanıyor. Bu sonuç tam da Reinhard’ın dehasının etkilerini anlatır bir zaferle oluşuyor. Reinhard kendi kazandığı bir muharebe ile değil, insan seçimindeki yetenekleri sonucu stratejik bir zafer ile galaksiyi kendi buyruğunda birleştiriyor.

İkinci sezon böyle bitse de hikayenin sonu değil. Önümüzde iki sezon daha var ve Tanaka’nın bu temel soruya cevabını merakla bekliyorum. Sanırım bu diziyi bir siyaset bilimcisi izlese çok daha net sonuçlar çıkarabilecek. Aranızda 110 bölüm izlemek isteyen siyaset bilimci var mı?🙂

Keşke bir kanal bu çizgifilmi alsa da akşam saatlerinde bize izletse, bu klasiği bulmanın tek yolu bölge sınırlaması olmayan DVD’ler olmasa.

Aklınıza gelen benzer bilimkurgunun eserleri var mı? Ya da başlıktaki “İyi diktatörlük mü, kötü demokrasi mi?” sorumuza cevabınız nedir?

6 thoughts on “Kötü demokrasi, iyi diktatörlük ikilemi

    1. Elinize sağlık, öyküyü bir sonraki bedava öyküler yazısında belirteceğim. İzin almış mıydınız? Sonra yazar kızmasın.
      Eğer çeviri düşünürseniz Türkçe’de çevrilmeyi kabul etmiş yazarların öyküleri var elimde. Zaman bulup da tercüme edemedim. İlgilenirseniz turkcebkf (at) gmail (nokta) com’a bir eposta atın lütfen. Sizinle paylaşayım.

  1. Teşekkür ediyorum, valla izin almadım, ticari değil tamamen öğrencilerin faydalanması için çevirdim. Sitem tamamıyla öğrencilerin derslerine yardım amacı güdüyor, reklam bile almıyorum (blogcu.com’un kendi insiyatifindeki reklamlar hariç).Şimdi siz sorunca izin alsam mı diye düşündüm ama astronomik telif hakkı isterse? Yani bilemiyorum benim bu siteden veya çeviriden ticari bir kazancım yok. Bazıları öğrencilere ünlü öykülerin analizlerini parayla üye olmaları şartıyla sunuyor. Ben bu yüzden böyle bedava bir site yaptım. Tek sevincim hiç tanımadığım öğrencilerin bazen teşekkür etmeleri oluyor. Sizin tercümeleriniz için kusura bakmayın artık yoruldum, siteye 70 üzeri öykü çevirdim. Selamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s