Open Your Eyes: Paul Jessup


Open Your Eyes

Open Your Eyes

Yazar: Paul Jessup

2008

152 sayfa

Tür: Sürreal Bilimkurgu

Özet Görüş:

Bilimkurgu’nun ne kadar güçlü bir tür olduğunu gösteren bir eser. Güçlü hayalleri olan bir yazarın, o düşlerini sayfaya büyük bir güçle aktardığını görmek için okunmalı. Klasik bilimkurguya alışmışlar okumasın, fakat New Weird’cilerin hoşuna gidebilir.

Paul Jessup internetle popüler olan edergilerde yazıları yayınlanan bir yazar. Bu ilk kitabını kapağını beğenip almaya karar vermiştim. Doğrusu böyle bir roman beklemiyordum. Jessup şiirsel bir dil yaratmış. Hikaye şimdiki zamandan çok uzaklarda bir zamanda geçiyor, böylece Jessup fantastiğin kıyısında bir bilimkurgu hikayesi yazabilme şansı bulmuş. Onun romanında yapay zekalar, yaşayan gemiler, teknoorganik yapılar var. İnsanlar zihinlerini kaydedebiliyorlar, böylece ölümden uzaklar. Yüzlerce yıl yaşayabiliyorlar, uzayın enginliğini ele geçirmişler. Roman aslında Singularity’den de sonraki bir zamanda geçiyor, böylece Jessup dilinin tüm kıvraklığını kullanma imkanı sağlamış kendisine. Pek eski usul bilimkurgu sevenlere göre bir roman değil. Bir çok kavramın ardındakini açıklama gereği bile hissetmiyor, Jessup’un istediği sürreal bir hikaye anlatmak. Yeni yarattığı dili kullanmak, onunla bir hayal gezisine çıkmak istiyor. Sizlerle dilini anlatmak için iki paragraf paylaşacağım aşağıda, okuduğunuzda kitabı çok bozmayacak ama gene de sizleri korumak için yazı rengi beyaz olacak. Görebilmek için onları seçmeniz gerekli.

They cut up his memories, cut into his mental architecture, burned holes into his thought patterns. He was to be the host for their escape, a last sanctuary of their minds before the disease destroyed them.

Benim tercümemle

Hatıralarını kestiler, zihinsel mimarisine kesip girdiler, düşünce desenine delikler açtılar. O kaçışları için bir konak olacaktı, hastalık zihinlerini yok etmeden önce son bir sığınaktı.

A weak mind. You are a weak mind. The only possibility for happiness you see is that which slakes your needs. You find nothing beyond the baser instincts. I was programmed to search out a higher calling, to search for those who lived beyond the physical realm in a plane of mathematical perfection. To live in a world of platonic magnificence, untainted with the gross randomness of human math and human mind. A world unburdened by the desires of meat. I am impure because I was programmed and built by a meat-bound mind, and even though he was in his own way a genius, he was still full of the errors that exist in the human world, errors guided by randomness, by ugliness, by disruption to the symmetry of thought.”

Benim tercümemle

Zayıf bir zihin. Sen zayıf zihinlisin. Gördüğün tek mutluluk ihtimali senin ihtiyaçlarını sağlayan. Temel içgüdülerinden uzağında bir şey bulamıyorsun. Ben daha yüksek bir çağrıyı aramak için programlandım, fiziksel dünyanın uzağında matematiksel mükemmeliyet boyutunda yaşayanları aramak için. İnsan matematiği ve insan zihninin iğrenç rastgeleliğince kirletilmemiş platonik ihtişam dünyasında yaşamak için. Etin arzularının yükünü taşımayan bir dünyada. Ben saf değilim çünkü ete-sarınmış bir zigin tarafından yapıldım ve programlandım, ve kendince bir dahi olsa da, programcım insan dünyasında varolan hatalarla doluydu, rastgelelik, çirkinlik, düşüncenin simetrisinin bozulmasının yarattığı hatalarla.

Hikayemiz bir süpernova ile başlıyor, ardından da uzay boşluğunda bir gemideki karakterlerin hikayesini takip etmeye başlıyoruz. Süpernovanın başlattığı hikaye ile uzay gemisindekilerin hikayesi birbirinden ayrı. Aynı mekanda olsalarda birbirlerine uzak gemi mürettabatının hikayesi doğrusu kitabın ilk yarısında öykünün içine girmeyi engelliyor. Bir tane bile sevebileceğiniz karakter yok romanda. Jessup tüm karakterleri takip edip, öykünün sonuna taşıyor. Kitabın ikinci yarısında ise öykü tempo kazanıyor, iç konuşmalardan çok hareketler başlıyor ve sönük bir finalle bitiyor.
Jessup’un derdi alışılmış bir hikaye anlatmak olmadığı için onun diline alışıncaya kadar çok zorlanıyorsunuz. Onun evreninde kayıp uzaylı bir medeniyetin duyanları etkileyen kelime virüsleri var. Onun evreninde bir bedende sahibinden habersiz yaşayan başka zihinler var. Onun evreninde beden ölümsüz olsa da zihni öldürmek mümkün. Onun evreninde yıldızların insan sevgilileri, yapay zekaların cennet arayışları olabiliyor.
Jessup etkileyici fikirleri bir romanda toplamaya çalışmış, ne yazık ki fikirlerin güzelliği ile dilin etkileyiciliği bu eseri başarılı bir roman yapmıyor. Eğer ilk yarıdaki düşük tempoyu geçebilirseniz, keyifli bir okuma tecrübesi sunsa da sonundaki düşük final tadınızı kaçırıyor.
Paul Jessup’un bu ilk romanını deneysel bir çalışma olarak okumanızı tavsiye ederim. Bir sonraki romanını merakla bekliyorum. Beklerken eğer öykü kitabı Glass Coffin Girls‘ün ekitabı çıkarsa onu da okuyup sizlerle paylaşırım. Bu arada Apex Yayınlarına da bakmanızı tavsiye ederim.
Sizlerin de okuduğunuz şiirsel diliyle etkilendiğiniz bilimkurgu kitapları var mı? Hangisini tercih edersiniz, şiirsel ama bilimsel yönü az bilimkurgu kitapları mı yoksa daha kuru dili olan ama bilimsel olarak oturmuş kitapları mı?
Eğer http://www.fictionwise.com’dan bu kitabı almak isterseniz  REF89680464D908 kodunu alışverişinizi yaparken ekleyip %10 indirim kazanabilirsiniz. (Not: Ben de oradan yeni kitap alabilmek için kredi kazanırım bunu yaptığınızda.)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s